İçeriğe geç

opus sanat*

yağmurda şemsiye açmayanlar için biçilmiştir!

  • şiir
  • deneme
  • öykü
  • sinema
  • antişiir
  • söyleşi
  • müzik
  • duyuru
  • spotify
  • 17 Nisan 2026

    op.459: gökhan demir – yengeç*

    op.459: gökhan demir – yengeç*

    kaçır beni bu curcunadan, bu yapışkan kalabalıktangöğsüne bastır, baldırlarına yatır. geçici öldür beniçekirdeksiz karpuzla, napolyon kirazıyla şımartabart sevmeyi, dudaklarıma dadan, kokumu içsaçlarınla ört yüzümü, yer gök tanımasın bizi bir an fırlayalım, çırılçıplak sularda kaybolalımdiplerde sevişelim iki batık gibi bulunmayalımbermuda üçgenimize yeni enkazlar topla benimlerüyalarımız gerçek, gerçeklerimiz rüya olsunevlenme teklif et bana sonra vazgeç çünkü konuşamaz hiçbir…

  • 16 Nisan 2026

    op.458: serhat sungur – paralel evrende III*

    op.458: serhat sungur – paralel evrende III*

    Bir yarık düşer zamanasessizliğimizden geçerizbir kapıda itaat yazılıdırötekinde sürgün ve mühüraynı göğü paylaşırızama ayrı kaderlere yazılırızbirimiz alkışa mahkûmbirimiz karanlığa kaydedilirne söz kalır kurtaracakne pay düşer adalettenhakikat bile parçalanırgücün eğri terazisindebir yüzümüz açıkta kalıröteki geceye mühürlenirkim konuşsa eksilir buradakim susarsa çoğalır defterlerdeve biziki yalanın arasındaüçüncü bir boşluktaadı bile konmamış bir yerdeyalnızızparalel evrende

  • 16 Nisan 2026

    op.457: atilla kaan kavrak – yaşayanla ölünür mü?*

    op.457: atilla kaan kavrak – yaşayanla ölünür mü?*

  • 12 Nisan 2026

    op.456: feyza menteş – döl ve öl*

    op.456: feyza menteş – döl ve öl*

    Yirmi dört yıl boyunca; duyduğum uzun tiratların sonunda aklımda kalan ve sorguya çektiğimde Allah’la kapıştığımı birebir hissettiğim nasihatten biri şudur: “İnsan biraz da kendi kaderini kendisi yazmalı.” Yırtık külotlu çoraplar, yabancı adamlarla süren geceler, ucuz odalar, içki, uyuşturucu, duvar ve barlar gözümün önünden geçtiğinde kaderimi yazacak yerin de yerin dibi olduğunu anlayabiliyordum bir tek.Anlayabilmenin getirdiği…

  • 12 Nisan 2026

    op.455: serap çokuysal – ayrık otu*

    op.455: serap çokuysal – ayrık otu*

    Eskittik günleri ve güneşi, güneşi ve gülleri sadece içinde bulunarak bu dünyada Saçını atmıştın geriye bir yanlışı düzeltirce o kadar sıradan Mesel, nedir bütün yoğunluğu bu sözlerin izinsiz bir işgal midir hissetmek,  sordular, sorarlar hep mülkiyet hakkı ihlali,  eğer bensem, eğer bende çatlıyorsa ışık,  bu hiddetle kozamı delip geçen hangi güç ıssız kemik rüyasında mühürlenen mülkiyet Rahmime kesilen vergi borcu,  soğumaya bırakılan kadavra iradem tapu kadastro, yastığım mercan kayalığı İntihar…

  • 9 Nisan 2026

    op.454: çağla nalbantoğlu – değil evimizden başkası*

    op.454: çağla nalbantoğlu – değil evimizden başkası*

    Dişim ağrıyor. Dizlerim kitleniyor. En önemlisi duvarları ittirmek dişlerimle. Yumruklamayı bıraktım çünkü ellerimle. Bu eşiği geçersem hallolacak gibi tüm borçlar, kurum ödemeleri, faturalar, görüşmediklerim, mecburen yüzünü gördüklerim, gözlerimde sönen kafamda yanan ışık, hastane koridorları, raporlar, kan örnekleri ve annem. Diğer kalan şeylerle daha samimi fakat daha tahammülsüzüm. Ve kaçışımın bununla pek alakası yok. Not defterime…

  • 9 Nisan 2026

    op.453: ada çelen dilmen – bahara ağıt*

    op.453: ada çelen dilmen – bahara ağıt*

  • 8 Nisan 2026

    op.452: berşan koca, partizan 0 – beşiktaş 4*

    op.452: berşan koca, partizan 0 – beşiktaş 4*

    Veli Kavlak’ın ölü yaprak vuruşu geliyor aklıma Sonra bir sigara çıkarıyorum Çaketimin iç cebinden Çakmağıma yaklaştırıyorum usulca kokusu geliyor burnuma doğmamış çocuklarımın.  ve sperm de yanıyor birden.  Veli Kavlak’ın ölü yaprak vuruşu geliyor aklıma  dakika harfle on sekiz ve sırtında on beş yazıyor Oğuzhan’ın Ben de ağrıyan sevgilimi düşününce ağlıyorum buna Sanki salık verilmiş gibi bir ümitsiz vaka (bir gövdeme bencileyin)  ve gözyaşı da yanıyor birden.  Veli Kavlak’ın ölü yaprak vuruşu geliyor…

  • 8 Nisan 2026

    op.451: emre gürkan kanmaz – dışında*

    op.451: emre gürkan kanmaz – dışında*

    dünya güzel, bir kedinin oynak burunlarıylabir Beatles şarkısı 8 bit oyunlarla evliykenkahve içiyorsak iş çıkışı bu yalan bir şey değildirbir şiir değildir her kazın ayağıistiyorsan edinirsin sarılmalarıama dışında tut talanı ekşidiğinde ağzındaki sözyutma, tükür her şey olabilir hayatta, bak her şey mümkün diyorumbana yanına kendini almadan gelmezaman yüksünürtansık biter gerekiyorsa olma da.

  • 8 Nisan 2026

    op.450: tuba tanrıverdi – cambaz*

    op.450: tuba tanrıverdi – cambaz*

    önümde şehir, sığıntı sokaklar, bir fincan kahve içimde kıvranan okyanus düşer pencereyebardaktan taşar suç ortağım gibidurularken kırdığım bir tutam sabah ışığı ​ıslak ellerinden gitmek ister kendineçamaşır ipine asılı bir kadının gözlerinde hesaplarım uçma hevesinde kaç gömlek karışır ihtimallerekaçı çocuk dökülür saçlarımdankaçırılan an’lar, fırçalanmamış sözcüklerhep bin ölçü sessizlik, standart dışı bilmece ​bilincimin altı zincir, “ustası ben”​ip cambazıyım, bu…

  • 26 Mart 2026

    op.449: furkan erşahin – anlamadığım yerden*

    op.449: furkan erşahin – anlamadığım yerden*

    Seni anladığım yerden çekip çıkartıyorum kendimiÇiğnenmeyeGırtlağa indirilmeyePislik bir varlığın götünden özgürlüğe kavuşmaya meyilli Köklenmiş bir tereddüdün elmasıydın sankiAnlamlandıramadığım yerden asılıyorum kendime  Kuzgunlar yatağımı parçalarken Kafatasımı parçalarkenSeninle olanları çıkartıp yutarkenMidelerinde kıvranırkenOnlar… Onlar artık sana dönüşmüşkenÜrediğim yerden çekip çıkartıyorum Ben bir evin tavanıyımBen bir urganım Ben bir çaresiz beklentiyimGelmeyecek olanım Asılıyorum kendime lanetlendiğim yerden  Sen tanrıdan bahsederdinZayıf yönlerinden Yok etme planları yapardım ben Çekip çıkartıyorum kendimi Kötülüğü…

  • 25 Mart 2026

    op.448: erman şahin – uzakları bekleyen ağaçlar*

    op.448: erman şahin – uzakları bekleyen ağaçlar*

    Sevgili arkadaşım Ümit Yaban’a   I.o uzun kıştan sonra badem ağaçları büyüdüğünde sen gelecektin gidenleri böyle bekler  haritanın kuytu yerleri ya da en doğusu   uzakların mektupları olmaz   uzakları bekleyen ağaçlar olur   II.  damlardaki kar suyu evlerin kurumuş dudaklarına değiyor iğne oyası bir tülbent  en sevdiğin çiçeği öpüyor   ateş sönüyor rüyalar üşüyor sonra   III.  bir tay vuruldu dün sabah göğsündeki yaraya ağlamadı kimse boynundan sevilmemiş dediler o gün ölmüş   bir ahırın kapısından dünyaya  susan tayların yalnızlığı…

  • 24 Mart 2026

    op.447: tunahan yücel – içimde kalan çocuk*

    op.447: tunahan yücel – içimde kalan çocuk*

    Ey gözlerinin içinin parladığı zaman,dizleri yaralı, avuçları güneşli çocuk;sen koşarken dünyahenüz adını bilmiyordu ağırlığın. Şimdi buradan sesleniyorum sana:aynı bedenden,başka bir günden,zamana düşmüş bir izden. Ben büyümedim belki,sustum.Sen hâlâ oradaysan– bir yerlerde –bu ses değsin sana.

  • 16 Şubat 2026

    op.446: tuba tanrıverdi – TıĞ iŞi UyUmSuZlUk*

    op.446: tuba tanrıverdi – TıĞ iŞi UyUmSuZlUk*

    uğultusu uyumsuz iki iklimdik tığ işiyüzüm bin şiir kızılı bulutsuz düş kurusudoğduğumgünçürüdü/sustuğumundiliiçtiğiminsuyu suyun ıslığını kim duydu kimliksiz zifiri korkulu sürgündü düştüğümsoyunup gülüşümü yırtık uykusunu giyindimgökgürültülükuşçığlığı/sızımındişgıcırtısıbillur billur diziliydi– – – iplik – – iplik – – söktüğüm  – – – dost bilip pusunu tozunu biriktirdimgürültüsü uyumsuz iki iklimdik tığ işibir ucu miskin bir ucu iblis cürmübüyüdüğümgünçözüldü/unuttuğumundüğümüüşüdüğümünkülü külün kıvılcımını kim gördü  

  • 14 Şubat 2026

    op.445: sylvan clownson – godo beklerken*

    op.445: sylvan clownson – godo beklerken*

    Bir aydır aparmanın kapısında bir kedi bekliyor. Başka kediler de var ama onlar gidiyor.  Sarman. Tombul. Görmüş geçirmiş, başarılı bir kedi. Zaten sokakta o kadar süre hayatta kalabildiysen bir şeyleri doğru yapmışsındır. Ona Godo diyorum. T yok. Yazmasıydı, söylemesiydi, neden T söylenmiyordu filan… Daha kolay geliyor.  İlk başlarda diğerleri gibi mama ve su için geldiğini düşünüyordum. Fakat birkaç gün sonra kendisine sürekli taze…

  • 10 Şubat 2026

    op.444: yiğit ergün – şimdi sen olmadan*

    op.444: yiğit ergün – şimdi sen olmadan*

    rengarenk teneşir sanki düşümde kukla oynatıyordudağın en zor paragraf , aç aç bitmiyor…seferler başlıyor, ben durmuş sana inanıyorum.. sen gördüğüm en tatlı şeybitiyorumm allah’ım, o nasıl oje’yhiss-i kablel vukùmsun peyderpey  sıfırdan tertemiz bir başlangıç istiyorum gece oluyor karanlığı biraz kısıyorumyerinde durmuyor evliyalar, voltaya çıkıyorlar kar içime içime yağıyor, bu işte bir hile var ah be güzelim, bu ne keskin…

  • 2 Şubat 2026

    op.443: adem üren – bir gül eksik, bir katil fazla*

    op.443: adem üren – bir gül eksik, bir katil fazla*

    Oldun bir rehber, yanlış yeri gösterdin. Oldun aslında bir def ve ellerinden yırtıldı. Bu kar, bu dünya, bu açıklık ancak sana yeter.  Yandım ki kollarım kalkmaz olsa da, Zebur’un ve Davud’un ağzında bir laf aradım. Dedim ki: İyi olacaksam, bu dermanını denize yatır, istemem, sağ ol.  Sen annenin elindeki nakışın tek örneğisin. Güldün, ikna olunmaz bir akşamüstü. İnat ettim, sonra inkâr ettim,…

  • 30 Ocak 2026

    op.442: onur dönmez – katakompleks*

    op.442: onur dönmez – katakompleks*

    turna vurulur. tuncanın atları kurur. bindallılar kırılır, ormandan kente konur. pencereler temizlemez kuşların kurşununu.  adını değiştirirlerse bir babanın kırgınlığı bitmez hasreti de bir babanın. küçük değilim çerçeve kopçasını koparmak kadar. bir anne ağrımış diyorlar dört depozito bir anne nasıl dayanırmış masalsız. şeftali kemiren oyuncaklar çoktandır acımasız.  çin susamı simit yer yusufun ejderhası, yaş gözünün kıyılığı külahta beş top dondurmadır, kan değil de nedir gezip…

  • 30 Ocak 2026

    op.441: muhammed isa – belleğin azmi*

    op.441: muhammed isa – belleğin azmi*

    O zamanlar daha o insanlar yoktu; ya da belki vardılar ama bugünkü ağırlıklarıyla hayatımıza çökmemişlerdi. Varlıkları bu kadar yer kaplamıyor, her boşluğu doldurmakta bu kadar ısrarcı davranmıyorlardı. İnsan, kiminle neyi yaşadığını ayırt etmek zorunda kalmadan da var olabiliyordu; hafıza henüz bir arşiv değil, sadece hatırlamanın kendisiydi. Daha o zamanlar bizim kafamız bu kadar karışık değildi,…

  • 24 Ocak 2026

    op.440: talha kutay – ölüm ne zaman acı hissettirir?: toplumsal acının üstünlüğüne dair deneme*

    op.440: talha kutay – ölüm ne zaman acı hissettirir?: toplumsal acının üstünlüğüne dair deneme*

    Acı dindi diyorum bazen yağmur dindi der gibi.” (Didem Madak – 128 Dikişli Şiir)”  “Ne çok acı var,” der Cahit Zarifoğlu “Sarıkamış 1979” başlıklı yazısının girişinde. Zarifoğlu’na benzer şekilde İsmet Özel de “yaşamak bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.” diye yazar birkaç dişe bedel olan şiirinde. Yaşam çoğu zaman acılarla örülü bir bütündür. Peki insan bu kadar acının…

1 2 3 … 23
Sonraki Sayfa→
  • Abone Ol Abone olunmuş
    • opus sanat*
    • Diğer 57 aboneye katılın
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • opus sanat*
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle