op.12: inkisar

emre ay, nisan 2020


sonsuz güzelliğin altını kanla çizdiler

duyuluyor ağrısı sözcüklerin

annelerin kayalar parçalayan gözleriyle

yoksul heyecan ırmağı parıltısı sanki

kızgın hakikati ıslatmaya çalışan binbir söylem

her tanımsız çığlık bütün bir tarihi canlandırıyor

aynı oyun aynı sahne değişmiyorken gündem

bir çöl yorgunluğu geçtiğimiz her yer

neye açılırsak onunla kapanıyoruz

yüksek bir keyif telaşıyla

bahar huylu gülümseyişlerle geçmiyor günler

bir çocuğun kanıyla yazılan fatura

gürültülü bir cenazenin çivili manşeti

adresimizde tedirgin harflerle bizi bekler

harfler binlerce ormanın yanışı içimizde

kim kime seslenecek olsa

bütün şehir teyakkuzda

acemi sevgiler taşıyanın göğsünde

soluk bir cesaret

çünkü camdan korkuluk çıkıyor karşısına

kalbindeki taşla sevmeler sokağına girenin

iğfal edilmiş bir saflık kaldı sırtımızda

sicili temiz sanılır

mağrur yaşamak şehvetini gök gibi taşıyanın

gökten hızlı yaşlanacağını bilmeyenin

temiz kalmadığı gibi gökten taşlayanın

kirsiz bir yolculuğu sadece yerde düşleyenin üstünde

kurumuş güzellik gölünün çirkin tuzu kalır

derin bir uyku açlığıyla ağırlaşan yaşamanın vergisi

sonsuz uykunun yürürlüğe girmesiyle kaldırılır

Yorum bırakın