op.42: eighteen to nine

kazım baran yılmaz, kasım 2020


sucithlara lata

bir yerde bir yanlış var, misaller

bir yerde onanmaz bir kusur, meselalar

bir yerde tılsımını yitiren bir ihtimal, belkiler


kaybettik ve belli etmedik

asırlık sırrını elden duyan bir yabancının

ehemmiyete düşman oluş hırsını

hızıyla çürüdük hem de kesintisiz

diri sandıklarımızın iç ihtilallerine

hedef oluşuna benzer


örneğin tahrir’de

aynı cismi başka tanımlayıp

adını başka koyanların

ve dilinde başkadan başka laf olmayanların

insanın yakın geçmişine değebilmesinde

bir ruhtan çok bir elle

yani yetiden ziyade edinimle

bir fikri ifaya dökmesi

kanı meşru, savaşı hak

taraf olmayı yegane kıldı


veyahut gazze’de

işlenmiş madenlerin

çocuk etlerine iştigalinde

anakronik ölçümler bütününün

önceden dikkate alınmamış hesap hatasında

ortaya çıkartılan her türlü doğrulama girişimini

olaydan ve olandan bağımsız

hiçbir döneme yakıştırılmayışı

sonsuz enginlikte bir zafiyetin

kendisini sürekli yenilemesiyle ün saldı


misal bir yanlış var

mesela onanmaz bir kusur

belki tılsımını yitirmiş bir ihtimal

-de, ki

bir doğru, her biçim ve hep birlikte

kaybettik

belli etmesek de.

Yorum bırakın