hasan salih kaymaz, aralık 2020
geceler bana zulmü öğretiyor
ben sırtımı dönüyorum gecelere
doğrusunu bildiğim yalanlardan ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmaktan sakınıyorum
bir yere vardıramadığım cümlelerin tutsağıyım
doğrusu korkağıyım ben adını anmaların
yok yere üzüntü duymaların
tadına oracıkta varıp muhafaza etmek
hikmetinden sual olunan vicdanları
ne acı, kimseler kadar oturaklı değilim
yeşermemiş bir hınç salınıyor içimde
gece alıp beni yepyeni sabahlara dağıtıyor
bir zulmün hükmünü görüyorum kasım soğuğunda
çocuk olmak, yalnız olmak kumkapı’da
zamanın gövdesinde
öfkemin payesi avurtlarımdan kayıyor
kime ne sürgün çerçilerden
ana kucağında patlayan bombalardan kime ne
biliyorum gece tüm uykuların serinliğidir
ve biliyorum hayat müşterek bir şey değildir
elbet her gün yeniden bölüşülebilir bir ekmek
ya da
eh aleksey! madalya değilsin ki boyunda taşınasın
denebilir
ademoğlu alışan bir varlıktır oysa
acıya alışmak büsbütün
zaman hazza gebe beklerken
hayat bu ya derdim
su gibi denk dağılmıyor
değiştiremediğim gerçeklerin korkağıyım
incil okurken insan olmak daha kolaylaşıyor
biliyorum
kızıl başlı yoldaşlar
ağlayan çocukların sorumlusunu ben yapıyor
hep bana kalıyor bu kötü olmak yükü
olmak ve ölmek arası dokunan mekiklerden
kendime mayası tutmamış
bir ömür biçiyorum
eşitsizlik demeden sınıf, devlet demeden sermaye
diye diye inanmama mecbur bıraktığın yalanların
kölesi olmuyorum
hayat…
ilmeği kaçmış bir serde yaşamakmış payımıza düşen
