op.54: aynalarda resmi makamlar için orkestra

arsen everekliyan, ocak 2020


dalı esmer bir ağacım

budağımda baykuşun kanı var

sorular taşıdım bunca yıl cevapsız

kara kaşlım  giyotin bakışlım

başını düşür ömrümün

boynum sana kıldan ince…

kör bir yalnızlıktı gözlerimde hüküm süren

çekildi tırnaklarım  dibine kadar aktı yanılgı

çadır giydirilmiş kentlerin içinden usulca geçtim

mosmor ve kaskatı şarkılar söyledim

heybetinden korktum “tanrı dağları`nın…

çürüklerini döktü bulutlar  bağırdım

yüzümü yırttım  şehir meydanlarında

ben açım aç  sana aç!

pasımı sildi tuz ruhu serpilmiş kadınlar

çığlığımı büyüttü pembe gagalı borazan kuşu

duymadı devlerin kulakları patlayan sesimi…


suskunluğum fırladı  dövülmüş namlu yarıldı

alaycı bir bakış yeniden yoğurdu etimi

lakin ben bir düşün öğrencisiyim,

bir öpüşün belletmeni

ömrüm bundan ibaret

üstelik bildirisine katılmıyorum insanların…


sorun  sırtını güneşe dayayan topal karıncaya 

o her şeyi biliyor  bir damla suya bakıp

içinde bana karşı buzdan bir dağ var

ne aşa bildim  ne etrafını dolaşabildim

bunda kimin suçu var…

herkes kendi içinde yaşamaktan yorgun

herkes kendi içine mahkum

ademoğlu düzenin kurusun…


ruhumu etine sarmayan kadın

kimler sorumlu kuruyan dallarımdan

kimler döktü köküme siyanür

susuzluğunu yutkundu  uykusunu yitirdi deniz

kim bilir gecesi ne kadar tuzlu…


tanrı’yı yüce kılmıyor evrenin sonsuzluğu

ya da insanı onurlu bir yere taşımıyor uzay mekiği

diline ağıt düşmüş bir annenin suskunluğuyum

başım gündüzden daha eğik gece yarıları

artık herhangi bir sevincin sahibi değilim

unutun beni aranızda…

Yorum bırakın