yusuf araf, şubat 2020
Son zamanlarda ‘işaret kuşağı’ adlı bir oluşumun paylaşımlarına denk geliyorum. Ekim ayından bu yana bu oluşumu takip ediyor ve paylaşımlarında bulundukları şiirlerden bölümleri hayretle okuyorum. Daha öncesinde bu oluşumla ilgili kazım baran yılmaz, Facebook hesabı üzerinden bir duyuru yapmıştı. Bu oluşumun tam olarak ne olduğunu, ne için var olma gereği duyduğunu ve neler yapacağını, yapmayı hedeflediğini irdelemek için bir sohbet gerçekleştirdik.
Sahi, kim bu işaret kuşağı?
Not: Cevaplar, istek üzerine küçük harfler ile yazılmıştır.
Yusuf ARAF: Merhaba sevgili Kazım. Son zamanlarda “işaret kuşağı” adıyla bir oluşumun çağrısında bulundun. Bu çağrıyı her ne kadar her yerde paylaşmamış olsan da biz edebiyattaki gelişmeleri takip etmeye çalışanlar olarak kendi aramızda bu oluşumun ne anlama geldiğini detayları ile öğrenmek istiyoruz. Bize bu oluşum hakkında bilgi verir misin?
kazım baran yılmaz: işaret kuşağı, yeni ortaya atılmış bir fikir gibi görünse de aslında çok uzun zaman evvel yapılanmış ve altyapı çalışmaları sürdürülmüş bir hareket. her şey, tek bir soruyla başladı aslında. o da ”edebiyat nasıl yapılmalı, şiir nasıl yazılmalı?” gibi sürekli sorulmuş ama asla cevabı bulunamamış tüm sualleri bir kenara bırakıp işin biraz daha merkezine inmeyi planlayan, ”edebiyat niçin yapılmalı, şiir niçin yazılmalı?” idi. oluşum tabiri, ortaya çıkış nedenine ve varlık maksadına çok uygun mudur bilemiyorum ama tek cümle ile özetlemek gerekirse; şahsi üretim felsefesini bir fikir birliği doğrultusunda biçimlendiren, herkesin kendi ürünlerini bir çatı altında ortaya koyabileceği bir alan olarak tanımlıyorum ben. burada temel prensip, elbette üretenin sanatsal kaygısı. yani işaret kuşağı, üründen veya üretenden ziyade fikirleri maddeleştiren serüvenle ilgileniyor ve birleştirici gücünü de buradan alıyor.
Yusuf ARAF: Biliyorsun ki – ya da sürekli ben bu konunun mizahını yaptığım için görmüşsündür. – ‘2010 Kuşağı’ başlığıyla birtakım yazılar ve soruşturmalar yapılıyor. ‘Kuşak’ kelimesine karşı bir bıkkınlığı olan kişilerin karşısına ‘işaret kuşağı’ ismiyle çıkmanın elbette ki dezavantajları olacaktır. Bu konu hakkında ne söyleyeceksin?
kazım baran yılmaz: burada aslında ironi ile yaklaşım söz konusu. işaret kuşağı, bir anlayışın ürünüdür. kuşak kelimesinin bu kadar dile pelesenk olduğu bir zamanda, çağdaşların değil aynı anlayışa sahip olanların bir araya geldiği bir çatıya işaret kuşağı adını vermek, kuşak kelimesinin altını boşaltmak ve ona yeni bir açı kazandırmak içindi. biraz da fazlaca popüler olan oluşum, hareket, kolektif gibi adlandırmalardan kaçınmak için tabii.
Yusuf ARAF: Kitaplarını yayımlamak isteyen ya da daha önceden yayımlayan ve bu konuda oldukça şikayetçi olan şairler var. işaret kuşağı’nın ilk duyuru metninde (24 Ekim 2019) şöyle bir yer, dikkatimi çekti: “hiçbir şekilde bir imaj kaygımız da yok. özel hayatınızda bir porno yıldızı da olabilirsiniz, bir müezzin de.” Bu söylem ile tamamen yazılan şiirin niteliğini baz alacağınızı dile getiriyorsunuz. Peki bu niteliği kararlaştıracak olan kuruldan bahseder misiniz?
kazım baran yılmaz: kurul üyeleri, az önce de bahsettiğim gibi müşterek anlayışın bir araya getirdiği insanlardan oluşuyor. gelen dosyalar, ‘”bu kitap, neden var olmalı?” sorusu çerçevesinde ele alınıyor. onun dışında yazıda da bahsettiğim gibi hiçbir biçimde ideolojik, etnik veya özel bir kıstasımız yok. kurul hakkında söyleyeceklerim bunlar. daha fazlasını ortaya çıkan ürünlerle, kendileri söylemiş olacak zaten.
Yusuf ARAF: Yine aynı duyuruda şöyle bir söylem var: “herhangi bir ödül programına katılmış ya da katılmayı düşünen hiçbir arkadaşımızla çalışmıyoruz.” Biliyorsun ki çoğu şair, edebiyatın mutfağını, ödüllerin çoğunluğunda şaibelerin boy gösterdiğini bilmeden isminin ön plana çıkmasını, şiirini çok daha fazla kişiye kanıtlama çabasıyla bu ödüllere katılıyor. Bu tutum, sence de nitelikli duruşu olan şairlere karşı sert olmaz mı?
kazım baran yılmaz: biraz sert gelebilir bu söylem fakat işaret kuşağı kapsamında çıkaracağımız her kitabın niteliği kadar üretenin anlayışı da mühim bizim için. aslında çok zaman önce bizim kendimize sorduğumuz soruda yatıyor tüm formül: ”edebiyat ve şiir neden olmalı, elimize geçen dosya neden basılmalı?” sen de kabul edersin ki ödül almak için değil. elbette bu bir ön yargı gibi görünebilir fakat diğer türlüsü, bizim ve altında toplandığımız çatının anlayışıyla fazlasıyla çelişiyor.
Yusuf ARAF: “biz burada sadece nereye gideceğinizi düşünmüyoruz yani, nereden geldiğinize de bakıyoruz,” diyorsunuz. Burada da yine keskin bir çizgi var. Şairler, eskisi kadar olmasa da eserlerini dergilerde yayımlamayı, ikinci bir gözden onay alıp almamayı ister. Göründükleri mecranın, platformun, derginin, yayınevinin bütün geçmişine hâkim olmadan ilk heyecanıyla kitabını basan şairin o kurumların çamurunu sonuna kadar taşıması ve bu çamurdan ötürü ötelenmesi doğru mudur?
kazım baran yılmaz: burada bir yanlış anlaşılma var ya da biz kendimizi tam olarak ifade edememiş olabiliriz. işaret kuşağı, kendi anlayışına uygun kitabı basar. ne şairi ne de kitabı bağlayıcı herhangi bir unsur yoktur. oluşum kelimesini reddim, o yüzdendir. üreten camia, – özellikle son on yıldır – ciddi bir yapılanmaya girdi. kime baksanız ya bir oluşum parçası ya da bir grubun üyesi. bu durumda daha seçici olmak zorunda kalıyorsunuz. bastığımız kitapları ortaya çıkartan anlayışla, çalışacağımız arkadaşlarımızın dahil oldukları anlayışın az da olsa birbiriyle örtüşmesi gerekiyor.
Yusuf ARAF: Biliyorsun ki son zamanlarda birçok yayınevinden şairin en temel şikâyeti, fahiş fiyatlarda kitap basma şartları. Ücretsiz olarak bastığını dile getiren yayınlar olsa da ara ara kayırmalar oluyor ve para istedikleri söyleniyor. işaret kuşağı olarak bu konudaki tavrınız nedir?
kazım baran yılmaz: işaret kuşağı, kurumsal kimliği reddi olan ve dolayısı ile bir bütçesi, bir sermayesi olmayan bir çatı. diğer türlüsü, sürekli vurgusunu yaptığımız bağımsızlık olgusuna da ters düşüyor zaten. burada sektörüne yabancı arkadaşlarımızın düşünmesi gereken şey, kitabın nasıl basıldığı değil basıldıktan sonra ne olduğu olmalı. gerisi, teferruat.
Yusuf ARAF: işaret kuşağı, ilk kitabını şair emre ay’ın hariç’i ile ortaya koydu. – bence çok nitelikli ve sağlam bir kitap. – hariç, bu oluşumun niteliği için bir vesikalık diyebilir miyiz?
kazım baran yılmaz: emre’nin hariç’i, işaret kuşağı’nın ilk kitabı, evet. daha doğrusu attığımız ilk somut adım. uzun ve meşakkatli bir çalışmanın ürünü. iyi ve çok sağlam bir başlangıç oldu bizim için. hariç için işaret kuşağı’nın ön izlemesi diyebilirim.
Yusuf ARAF: işaret kuşağı’nın ilk ürünü, Kavim Yayınları tarafından basıldı. Neden bu yayınevi ile birlikte hareket ediyorsunuz?
kazım baran yılmaz: kavim yayınları ile çalışmamızın birçok nedeni var. benim de daha evvel bireysel olarak çalıştığım, katkıda bulunduğum ve ilk iki kitabımı çıkardığım bir yayınevi. ilkeli yayıncılığı, dağıtım ağındaki zenginliği ve kusursuz işleyişi, yazarlarına sunduğu imkanlar, katıldıkları fuarların çokluğu, bu nedenlerden sadece bazıları. başta sevgili genel yayın yönetmenimiz erol bozkurt olmak üzere bünyesinde barındırdığı her ekip üyesi sadece ajansların ya da matbaaların içerisinde olmayan, edebiyata birebir iştigal etmiş insanlardan oluşuyor. tabii burada anlayışlarımız arasındaki müthiş benzerlik de çok temel bir faktör.
Yusuf ARAF: Son olarak genel bir özetle ve seslenip açıklamak adına: “Kim bu işaret kuşağı?”
kazım baran yılmaz: kim işaret kuşağı? çıkaracağımız kitaplarla ortaya koyacağımız bir şiir anlayışının temsili. şiirin dile, edebiyata, topluma ya da dünyaya hiçbir borcu olmadığını, şiirin sadece şiire borcu olduğunu iddia edenlerin anlayışının temsili. bilenlerin, söyleyenlerin veya gösterenlerin değil işaret edenlerin temsili.
Yusuf ARAF: Cevaplar için teşekkür ederim sevgili kazım baran yılmaz. (şaka şaka! sağ ol abi.)
kazım baran yılmaz: ben teşekkür ederim yusuf araf. (ciddi ciddi! )
