mustafa suphi, mayıs 2020
Brezilya’nın şehirlerinden Bahia’nın sokaklarını karış karış bilirim. Hatta köylerine kadar. Hırsızlarını, ayyaşlarını, dar kalçalı melez orospularını, dik yokuşlarında kapı önlerinde oturan dul kadınlarını, her fırsatta kocasını aldatan Terasa’yı, yaşlı horoz Justin’i, kumsalda aşkı kovalayan genç kızlar ve genç erkeklerini…
Neydi beni böylesine Bahia şehrine aşık edecek unsur ? Elbette Latin Amerikan edebiyatının tartışmasız en büyük ve benim başucu yazarım, Jorge Amado’dan başkası değildi.
Bugüne kadar kaç kitap okudum, bilmiyorum.(Saymadım.) Fakat Jorge Amado’nun ‘Ölü Deniz’ adlı eserini okuduğumda, hemen bütün kitaplarını edindiğimi anımsıyorum. Yirmi yılı aşkın edebiyat yaşamımda hiçbir yazar ya da şairle tanışma gereksinimi duymadım. Tanıştığım ya da dostluk kurduğum bütün yazar ve şairlerle ya tesadüfen ya koşullar gereği ya da aynı ortamlarda olduğumuzdan tanışmışımdır. Fakat Amado’yu okuduğumda içimde bir ateş oluştu ve ben bu yazarla tanışmalıydım. O tarihlerde internet olmadığından, istediğimiz bilgiye kolayca ulaşamıyorduk. Tek seçenek, yayıncısı aracılığıyla ya da bağlı bulunduğu telif ajansı aracılığı ile ulaşabilmekti. Ben de doğal olarak bu yöntemi denedim fakat o tarihlerde yayınevinin editörlüğünü yaptığım için, bağlı bulunduğu telif ajansına sadece bir okur olarak ulaşmak istediğimi söylememe karşın sanırım pek inandırıcı olmadığından ve bir başka yayıneviyle çalıştığından olacak Amado’yla ilgili bilgileri bana vermekten sakındılar. Bu durumu, Amado’nun kitaplarını basan Can Yayınları’nın sahibi arkadaşım, rahmetli Erdal Öz’e bahsettim ve ondan yardım istedim. O da bana hiçbir bilgisinin olmadığını ve sözleşmelerini ajans aracılığı ile yaptığını söylediğinde bütün umutlarım suya düştü. Ve ben son bir çare olarak Amado’ya kendisiyle tanışmak istediğime dair bir mektup yazdım ve zarfın üzerine adres olarak Jorge Amado Bahia Brezilya yazıp yolladım. Mektup Amado’ya ulaştı mı ulaşmadı mı hala bir bilgim yok fakat Jennefir Red imzalı bir mektup aldım. Mektupta Amado’nun 6 Ağustos 2001 tarihinde öldüğü belirtiliyordu. Bu, benim yazdığım mektuptan iki ay sonrasıydı. Amado’nun öldüğünü daha önceden, iletişim araçlarından öğrenmiştim.
Amado, Brezilya’nın güneyinde doğdu. Bu yüzden Ilheus vatandaşı olarak kabul edilir. Büyük kakao ekimi, Amado’nun eserlerinin temalarını oluşturdu; köle koşulları yaşayan insanların yeryüzünde çalışma mücadelelerini ve sefaletini biliyordu.
Çocukluğunu bir kıyı kenti olan Ilheus’da geçirdi. Salvador Yüksek Okulu’nda eğitim gördü. O dönemlerde birkaç dergide yazılar yazmaya başladı ve edebiyat yaşamının bir parçası oldu. Ve yine aynı dönemde modernist ‘İsyancılar Akademisi Kurucuları’ arasına katıldı.
Amado, henüz on sekiz yaşındayken – 1931 yılında – ilk romanını yayınladı. Daha sonra 1933 yılında Matilde Garcia Rosa ile evlendi ve ilk kızı Lila doğdu. İkinci romanı ‘Cacau’ yayınlandığında, ülke çapında tanınan bir yazar oldu. Diktatör rejim altında hayatı zorlaşan yazar, 1935 de ilk kez tutuklandı ve iki yıl sonra da kitapları yakıldı. Eserleri Portekiz’de yasaklandı, ‘Jubiaba’ adlı eseri Fransa’da yayınlanınca bütün dünyada tanınan bir yazar haline geldi.
1951 yılında Stalin Barış Ödülü’nü kazandı.
Amado, daha çok terk edilmiş, yalnız ve mutsuz insanlarla toplumsal konulara yöneldi. Bahia’nın yoksul köylülerini ve kakao işçilerinin dayanışmalarını yazdı. Eserlerinin ana temalarını toplumsal temalar oluşturduğu gibi, bir dizi kadın karakterlerine özellikle odaklanarak Bahia güzelliklerine, geleneklerine, kutlama merasimlerine ( vaftiz gibi ) geniş yer verdi. Onun arazi ve cinsellik betimlemeleri, çok fazla ve ayrıntılıdır; fakat bu, Miller gibi kaba bir cinsellik değildir. Yine de 1950’lerde yazdıkları, toplumda skandala neden oldu ve genel ahlakı bozduğu gerekçesiyle bir dizi tehdit aldı.
Bütün bunlarla beraber Amado, 1961 yılında Brezilya Edebiyat Akademisi’ne seçildi. Brezilya, Portekiz, İtalya, İsrail ve Fransa’daki üniversitelerden doktor unvanını aldı. Bir yazar olarak Amado’nun popülerliği, hiç azalmamıştır. Kitapları, 49 dilde 55 ülkede yayınlandı. Eserleri filmlere ve tiyatrolara uyarlandı. TV programlarında çevirileri yapıldı. Daha da ötesi Brezilya Karnavalı ve bazı samba okullarına ilham kaynağı olmuştur.
Yazar, Salvador’daki evini 1987 yılında Jorge Amado Vakfı’na dönüştürmüştür. Amado, 6 Ağustos 2001 tarihinde öldü. Şimdi ben Bahia sırtlarından yazarın Salvador’daki evine bakıyorum ve mezarını arıyorum. Amado’nun bir mezarı yok .Ölümünün ardından dört gün sonra, külleri evinin bahçesine serpiştirildi. Külleri yel alıp götürdü ama onlarca kitabı, bizlere ve gelecek kuşaklara kaldı.
2010 / New York
