kenan albustanlı, eylül 2021
Pantheon’a gömülen general kasıntısıyla izler, onu, gece
teninde ay yanıkları, aşk şarkıları dilinde
tınısı, zihnin asık suratlı emirleri, moda dışı selamlaşma
akılda çoktan sallanmış bir otorite
ve kınına kılıç yerine gül takan
güleç yüzlü, henüz devrilmiş olan kraliyet Lé/bilmemne şövalyeleri
zırhları evlerinde
şimdi günü gören de, tanı gören kadar net anlatsın
yalınayak/takunyalı bir deliye anlatır gibi
madeni para üzerinde neden resim var
ve neden onun değil
zafer hepimizi memnun etmez, diyor, dal
her kılıç önce kendini doğrar
her bahar önce kendini kırar
zamanı geriye, hemen öncesine
kasıklarına kuşlar doluşur ağaçların
“o konuşur
ve ben dut ısmarlarım bu şehrin aç bülbüllerine”
şimdi onu duyan da, benim kadar sağlam yürüsün
şimdi anlayan iki elini kaldırsın ki, benimkiler kesik
anlayan sevsin ki, anma organım bozuk
anlayan öğrensin ki, unutmak bir eylemdir
ihtilalden dönen bireyin kelime anlamını bilmeden kalabalık ardına takılması gibi
hızla kalkan elin aniden çocuk boynunu yere düşürmesi gibi yani
travma yaratan her hareketin savunmayı devralması gibi öğrendim
bunu tandan öğrendim
ben aslında tüm bildiğimi tandan öğrendim
çünkü tan da bilir
güneş sarıya onunla çalar
gece onunla yeşile
