şule şilen, aralık 2021
Düşler Müzesi, 4 Kasım 1999 yılında Freud’un en ünlü eserlerinden biri olan Rüyaların Yorumlanması kitabının yüzüncü senesine denk gelecek zamanda ayarlanarak açılmıştır. Müze rüyaları; Freud’un teorilerini, eserlerini ve sanata olan tutkusunu ziyaretçilerin keşfetmesini sağlıyor.
Müzede iki salon bulunmaktadır. İlk salon, bu sıra dışı bilim insanının hayatına ve çalışmalarına odaklanarak on iki gelişim aşaması üzerine kurulmuştur. Ünlü nöroloğun rüyalarından ve hastalarının rüyalarından ilham alan metinler ve fotoğraflar, alanı doldurmaktadır. İkinci salon ise hayallerin odası olarak anılmaktadır. Freud’un metinlerinin görüntüleri, işitsel materyaller ve parçalarını kullanarak bilinçaltını yansıtmaya çalışılmıştır. Bu salonda ziyaretçiler tek bir şekilde içeri alınır. Çünkü bu müze aslında hiç kimseye hiçbir şey öğretme çabasında değildir. Buranın görevi, insanın kendisi ile baş başa kaldığı bir atmosfer yaratmaya çalışmaktır.

Bu salonda insanlar, sanki bir rüyaya düşüyormuş gibi eşiği geçerler. Rüyalar ve gerçeklik arasındaki ince çizgi, silinmiş olur. Görünen görünmeyen tüm duvarlar, sergi yüzeyleri, zeminler, tavanlar ziyaretçinin kendi deneyim ve hayal gücüne göre hareket ettirilmesine ve yeniden tasarlanmasına izin verecek şekilde inşa edilmiştir. Kısacası bu görsel görüntüler, ses ve ışıklandırmalar, ziyaretçilerin kendi dünyalarına dalmalarına da yardımcı olmaktadır.
Ayrıca bir projektör yardımı ile salonun ortasındaki ekranda kendi hayallerinizi, görüntülerinizi simüle edebilirsiniz. Aynalar sayesinde askıya alınmış yüzen görüntülerin kurulumu, sergiye farklı açılardan bakmamız gerektiğini de vurgulamaktadır.


Bu salonda Düşlerin Yorumu kitabında da bahsedilen elbiseler, bastonlar, şapkalar vb. birçok nesnenin açıklaması da bulunuyor. Bilim insanının bir zamanlar ziyaret ettiği yerlerden çok sayıda fotoğraf, kartpostal ve çeşitli antikaları da yine bu salonda görebilirsiniz. Ayrıca Freud’un rüyasında gördüğü, Philippson İncili için illüstrasyonlar da mevcuttur.
Sergiyi inceledikten sonra müzenin ziyaretçilere başka bir sürprizi de bulunmaktadır. “Gerçekliğe Çıkış” kapısı ile ikinci salonun gezintisi tamamlandıktan sonra St. Petersburg avlu kuyusunu da ziyaret etme fırsatı sağlanır.
Müzede bu iki salon haricinde, heyecan verici belgesel filmlerinin de çekildiği bir film salonu da bulunmaktadır. İlginç kültürel etkinlikler, her hafta gerçekleşmektedir. Bu müzeyi her yıl yaklaşık olarak 10.000 kişi ziyaret etmektedir. Müze bunun dışında bir araştırma, kültür ve eğitim merkezidir. Sergi ve seminerlere ev sahipliği yapar, konferanslar düzenler ve dersler verir. Müze, zaman zaman deneysel müzik konserleri de düzenlemektedir.


Freud’un St. Petersburg’daki Rüya Müzesi, Avrupalıların ikamet ettiği yerle veya bir zamanlar onu çevreleyen maddi şeylerle bağlantılı olmayanların aksine; geçici, ideal, sanal olan fikirlerine ve hayallerine adanmıştır. St. Petersburg Düşler Müzesi, duygulardan, parçalardan, görüntülerden, hayallerden, düşüncelerden yaratılmış bir psikolojik gerçeklik müzesidir.
Aslında insanlar her zaman rüya ve hayal ile ilgilenmişlerdir. Çoğumuz uykuyu fiziksel bir dinlenme olarak görsek de bazıları bunun fizyolojik süreci ile daha çok ilgilenmişlerdir. Neden rüya gördüğümüz konusunda, bazı araştırma sonuçlarında beynin bir etkinliği olarak öne sürülmekte, bazı araştırmalara göre ise bilinçaltının uyku esnasında dışarı vurumu olarak yorumlanmaktadır. İnsanın beyninin uyurken de aktif kalmasının bir örneği olarak rüyalar gösterilebilir.
Sigmund Freud’a göre rüya, kişinin bilinçaltında bulunan ve buraya atılmış olan isteklerin dışa vurumu olarak yorumlamıştır. Bu yüzden rüyada görülen şeylerin genel bir anlamı olmaktan çok özel bir anlamı vardır ve kişiye göre yorumlanacağını söylemektedir. Rüyada görülen olayların büyük bir bölümü bastırılmış istekler olarak iletirken doğru yorumlamanın çok önemli olduğunu iletmektedir.


Biz, rüyalarımızda büyürüz, bütün büyük insanlar yapmak, ulaşmak istediklerinin rüyasını gören insanlardır. Bazılarımız, rüyalarımızı öldürür, bazılarımız da besler ve korur, sonunda, güneşin aydınlıkları ve ışık kendini daima gösterir.
Woodrew Wilson
