kitap: olga tokarczuk – kadimzamanlar ve diğer vakitler
lehçe aslından çeviren: neşe taluy yüce
yayınevi: timaş
syf.19: insan, öğrenmek zorunda olan aptal bir yaratıktır.
syf.53: nesneler, zamanın ve hareketin olmadığı, başka bir gerçekle demlenmiş varlıklardır. sadece yüzeyleri görülebilir. bir yerlerde gizli olan geri kalanı, her maddesel nesnenin önem ve anlamını belirtir. örneğin bir kahve öğütücü.
syf.133: sınır, bilindik insanları doğurabilir, biz de bir yerlerden geldiklerini düşünürüz. en korkutucu bulduğum, buradan çıkmanın imkansız olduğu bir saksının içinde oturuyoruz.
syf.136: tedavi gören herkes, savaşta ölmüştü. işte tanrı kendisini böyle gösterir.
syf.147: bazen birbirlerine ateş ediyorlardı, zarar vermek için değil – henüz zamanı gelmemişti – birbirlerine varlıklarını hatırlatmak için.
syf.160: tanrının, söylediğin gibi gökte olmadığını düşün. kimseyi önemsemediğini, dünyanın büyük bir karmaşadan başka bir şey olmadığını, hatta daha kötüsü, bir tür makine, sadece bilinçsiz dürtülerle çalışan, kırık bir biçerdöver gibi olduğunu düşün.
syf.162: bu, bağlanma aletidir. kadınlardaki boşluğa uyar, çünkü dünyadaki düzen böyledir. her şey, bir başka şeye uymak için vardır.
syf.175: gökyüzü, tanrının insanları içine kapattığı teneke bir kutunun kapağı gibiydi.
