op.144: ebubekir narinciak, dilimin cinneti



beni kendi sokağında gör

yadırga kör bıçağı bilerken ağzımda biriken kanı


ödüm kırılırken, annem susarken, bir kedi bir denize bakarken

ve bir çocuk intihar etmişken beni yadırga

kaburgamdan aşağı inen ilk su damlasını sen hisset

bak genzimde güvercinlerin kanıyla sevişen yeni yetmeler, işgüzarlar, patronlar var


her hakkım bir sözleşmedir

alnıma bak ve oku

beni bağışladığın o ilk gün sigortam olsun

hem bak dünyadan yana her acı bize kalan bir prim

biliyorsun okudum, anladım ve kabul ediyorum

ben artık seninim

bu benim resmi belgemdir

bu benim seninle aramızda dünyaya karşı yaptığımız sözleşmemizdir


hem sen biraz devlet, biraz patron, çokça işverensin amin!

allah seni başımızdan eksik etmesin

bir gün sana martıları nasıl örgütlediğimi anlatırım

sokaklarda işportacılar eşitlik satıyor bunu sana anlatmalıyım mutlaka, bir mendil kaç kravat eder mesela bunu ilk sen bil


bürokratik orospular, gömleği janti adamlar adalet satıyor bunu sen bağışlar mısın?

senin terazin geniş senin allah’ın büyük

sorsan’a allah’a bağışlar mı? politikacıları ve şiir satıcılarını

sana pazartesi günlerini anlatsa bir işçi

bordrosu allah tarafından düzenli yatırılıyor dersin

sen dilimin yarısını annemin ağıtlarıyla biledin

cinnetlerin hepsini her sabah biz çektik

asgari düzeyde senin de allah’ın bizi sevip sayar

soframızda bir ekmek, bir adalet, bir umut gelirse biraz da senin cinnetindir

birer birer biledin dilimi


kemiğimden iliğime ben sana biraz kendi sokağımdan baktım

Yorum bırakın