Üstüme düşeni yapamam. Çünkü üstüme düşen her şey bana hükmetmek içindir. Üstüme düşüp bana istediğini yaptırmaya çalışan bu tutumu direnerek değil, gerekirse yok olmaya razı gelerek reddedeceğim.
Geceleri yalnızım. Geceleri kuşlar da yalnız, yuvalar soğuk. Yapmam gereken çok şey var; yaptığım hiçbir şey yok. Pekâlâ, öyleyse ipin kaç boğum geldiğine dikkat etmemiz gerekir mi? Boynum kıldan ince dediysem şah damarım o kadar cılız değil. Yakışıklı bir iskelenin ucundan dünyaya tükürerek veda etmeye ne dersin?
Okula gitmek üzere olan çocuklar, sahil şeridini takip eden okul yolunda uyku mahmuru şekilde yürürken bu travmayı onlara layık görmüyorum. Evet, o çocuklar hiçbir şeye layık değil. Ben de çocukken geceleri Alexis Teksas’ı düşünüp gündüzleri ilk gördüğüm kadının hademe Ayşe olması arasında kurduğum hayalin ihanetine bu şekilde uğradım.
Israr etme, yapamam. Zaten ısrar ederek üstüme düşeni yapmamda ilerleme mi istiyorsun. Sevişsen de olmaz, sevsen de. Yapmam. İşgalci kuvvetlerle aram iyi değil. Kendimle de öyle. Çünkü aram yok, hayatım her şeye bitişik. Bir bütünün yaması olmak isterken, koca bütünün ayrıksısı olmayı başardım.
Bu ölme ve öldürme isteği, katil ve kurban hissini tek parçada yaşayabilme yetisidir. Kendimi öldürerek kurban olurken kendimi öldürdüğüm için katil olacağım. Ancak hiçbir şekilde suçu yok bunun. Polisler cesedime kelepçe takmazsa, tabutum kapalı cezaevine yollanmazsa; devlet, evime öldüğüm ve aynı zamanda öldürdüğüm için haciz göndermezse tabii. Bir arkadaşım, şairler ölünce kıymete biner, sen de öyle olacaksın, -ismini anacağız- dedi. Demek istediğini edebi algılamış olsam da bu durum, bir gün evinde kalırken bana gelen tebligatların onun çekmecesinde olduğunu görene dek sürdü. Ona sorduğumda ismini bu şekilde yaşatacağım, demişti. İşte bu da benim üstüme düştü. Üstüme düşen bin parça.
Kusura bakma toparlayamam. İplerin ve iskelenin çekirdeğine ulaşamadım henüz. Çamaşırlarım yalnızca kurumak için asılırken, Orhan Pamuk okumak isteyenler vapuru kullandı. Körfez’in bok kokusunu hesaba katmayanlar dumura uğrarken okuldan dönen çocuklar bilgisayar başına geçip Alexis Teksas’ı düşündüler.
Üstüme düşen bir şey daha var, o da zaman.
O halde biraz daha rakı, biraz daha komplo teorileri, biraz daha aldatılmak, biraz daha yabancılık, biraz daha katliam, biraz daha suikast, biraz daha hüsran, biraz daha inanç, biraz daha altılı ganyan, biraz daha biraz daha her şeyden biraz daha!
üstüne de döllenmiş susam.
Üstüme alamam. Üstümden teğet geçer mutluluk, sıçrayıp da tutunamam. Youtuberlardan intihar dersleri almalıyım, Tiktokçulardan muhasebe. Vaktim kalırsa Blair Williams izlerken dombra dinleyip kendimi asarım. Asılı kalırım umutlarıma, kendime bir de oradan bakarım.
Son kez söylüyorum, üstüme düşeni yapamam. Sana bir teklifim var. Ben ısmarlıyorum, git kendine tanrıya sıfır yüksek bir dağ al.
