İçinde sızdığım evleri yıkarken bilinçli kaldım, kalabildim. Şimdi çıkıp yaptığım her şeyden sorumlu olduğumu söyleyebilirim. Çünkü kurmaya ve yıkmaya alıştım. Bunun lanetini tattım. Bu laneti ben icat ettim. Dışarıya bir çıktım üst üste hatalar yaptım. Elimde tuttuğum her şeyi bıraktım. Bıraktığım her şey kusurluydu ve milyon tane insana inandım. Onlara inanmak hiçbir şeyi değiştirmedi. Soğumadan akınca aralarından, bu kez temeli daha sağlam yanlışlar, kusurlar, ihanetler, palavralar düzenledim. Pembe pijamalı gecelerden çıkıp, ruhuna umudu doğum lekesi diye sunanlara bahsettim, geçirdiğim trafik kazalarından. Gelecek yarınlar için pusumda gençliğimi durmadan büyüttüm. Çok mekan tanıdım, hepsini gezdim. hangisi benden daha çirkin diye seyrettim vitrin mankenlerini. Aynadan yansıyan ve hiç durmadan büyüyen yaşlılığımı da gördüm. Yaşlılığımda durmadan dönen hüznü de. yukarıya çıkmak için önce çakılmadım. Olduğum yerde kaldım, bu yeri de kabullendim. Tam ortadaydım. Üstümden zaman durmadan geçti. Bir ev daha kurdum yıkmak için. Ve anladım, mahvettiklerinden zevk almak için duygusallığını parçalaman gerekirmiş. Ama büyüdükçe kaldım kendimin altında. Şimdi bulanık gecelerin son model ayyaşıyım ve bilinçsizim kırık dökük hikayelerdeki kur senaryolarında. Yine yüz, yine mekan, yine yeni insanlar tanıyacağım, anlattığımda yıktıklarımı, iyi bok yedin diyecekler bana, yüzüme vurulan boktan yanlarıma gülümseyeceğim ben de. Herkes kaçacak masamdan, uzaklaşacak ve yıkımlarım durmadan büyüyecek, durmadan büyüyecek dünya ve üzerinde dönen insanlar. Ben biraz daha durup seyredeceğim.
