Kafka, Dönüşüm kitabında Gregor Samsa karakterini yaratarak ailesi tarafından metalaştırılmış ve kapital dünyada ‘çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak’ zorunda bırakılmış biz zavallı insanları anlatıyor. Samsa, bir sabah uyanıyor ve kendini dev bir böceğe dönüşmüş halde buluyor, kitabın ilk satırlarında. Ama bu dönüşüm fantastik bir dönüşüm değil, ruhsal bir dönüşüm. Kapital sistem karşısında kendini böcek gibi hisseden zavallı bizlerin ruh halini imgeleştiriyor aslında. Kim bilir kaç defa rastladık bir köşe başında Kafka’nın Samsa’sına… Kaldırımda yürürken, otobüste otururken, bir restoranda yemek yerken, kafede çay içerken, ‘yalnızken’ ya da arkadaşlarla oblomovluk üzerine aşık atarken ne çok andık onu… Çalışmak zorunda bırakıldığı için bu kez paslanan demir gibi ışıl ışıl bir “Mutlu değilim.” cümlesinde dövülen dizler, “Mutlu değilim ve kimse de bunu umursamadı zaten,” demek için dahi yorgun düşen ağızlar… Ama hayalini kurduğumuz ne varsa bu yollardan geçiyor. Modern dünya illüzyonu, hayallerimizi tahmin edemeyeceğimiz miktarda elimizden alıp asgari düzeyde dahi bunları elde edemeyeceğimiz bir yaşamın içinde hepimizi böceğe dönüştürüyor. Bu yüzden sahneden kovulma korkusuyla bize verilen, biçilen, layık görülen bütün rollere suni kent yaşamlarında razı olmak zorunda kalıyoruz. Münzevi ve kalender; gösterişsiz bir hayat dahi modern dünyanın popüler kölesi olmakla mümkün. Peki bu tuzağa en çok inanan kim? Aile kurumu. Aile kurumu, içinde barındırdığı fertleri popüler görmek istiyor. Bu korkunç sistemde en iyi köle, kukla, robot, böcek kendi çocuğu olsun istiyor. Çocuklar da herkes gibi, her köşe başında rastladığımız Samsalar gibi onlara istediğini vermeye çalışırken ne istediğini, ne olabileceğini unuttu işte… Tabii asla unutulmaması gereken tek şeyin başarılı olmak olduğunu unutamadılar. Nitekim ‘başarılı olmak istemek’ gibi bir ihtiyacın karbon ayak izi bile yaratılmıştı artık. Evet! Kendi hayatımıza dair kararları kendimiz almak istiyorsak başarı kumpasına inanmalıyız; bir şeyler başarmak zorundayız. Alt tabakadan halkın en zayıf halkasıysak, bu kapitalist düzende beşeri seleksiyona kurban gitmemek için bir şeyler başarmalıyız. İdealleri olan entelektüel bir telakki benimsiyorsak, iliklerimize kadar ‘başarı’ terennüm etmeli. Okumamız gereken kitapları okumak; meydan okumak, söylememiz gerekenleri söyleyebilmek için, konuşmamız gerektiğinde susmaya mecbur kalmamak için bir şeyler başarmak zorundayız. Başarmak fiiline rafine bir kulluk etme yarışmacısı ve elegan yaşamların sonsuz hizmetkarı olmak zorundayız.
– Gregor Samsa’nın mezarı, ‘yaşamın koynunda’ defalarca ölüme mahkum olacak ve Gregor, kıyamet gününe kadar çocuk işçidir!
op.168: meva yağmur, gregor
