yarasından söktüm ben bu şiiri
bensizken ilmihali sarkıyordu imgelerinin
belleğimin tuttum bütün yataklarını yaktım bir gece
ihtimallerden ülkeler gezdim
sırtımda kasabalı bir kambur
gırtlağıma dayanmış banka ekstreleri
sararmış dişlerimle yenildik
huysuz kahkahalarla yumruklaşmış çocuklar
kurgular ve rüşvetle çalışılan mabetler gördüm
gözlerim vicdanımın yüz karası
kapılar çarptım pencerelere
perdelere fırlayan izmarit közleri doğurdu parmaklarım
hangi taşı kaldırsam başka sancılı ritüel
hangi kabloyu kessem zaten paramparçaymışız
çıkar etinin elindekileri ne yapıp edip hemen
üzerine çektiğin ceket gövdenin cumhuriyetidir
otobanlardan geliyor onlar ve çok kalabalıklar
bizleri öldürmek isteyen herkes gökyüzüne nişan alabilir
tıpkı bir tank paletinin papatyayı ezmesi gibi
bizler de hepsinin defter arasına yollayacağız elbette
solmuş bütün ciğerlerimizin filmini
sadece masal dersem buna inan
ama plan dersem adresler elimize geçmiştir
şimdi ikinci tura yükseldik
düşlerimiz de dişlerimiz gibi sapsarıdır belli ki
bunlar şiir olamaz merak etme
istisna ise asla değildir
belki biraz istismar
belki de fazlasıyla istirhamdır diyelim
bana bir baltanın nasıl tutulacağını onlarca ağaçla öğrettiler
ve yaprak uçlarımdan köklerime kadar hepsinden nefret ettim
