ben düzdüm
saçlarından kıvrıldım
yıkılmamış duvarların önünde yığılmıştım dizlerine
sormadın da kimliğimi
baştan aşağı kirdim
kinliydin kim bilir kimlere
huzur dedin
derdini ihbar ettin gözlerime
yok şikayetim de hep sona giden sözlerine
kaybettik gözlerimizin ferini
önce kahve sonra bira
ayaküstü serilmelerimi
gözümden görebilseydin kendini
tekrar edilmezdi gömülmelerin
ne çiçek dikebiliyorum üstüne
ne bir dirhem derim.
