op.216: usame yördem, seni seviyoruma verilebilecek cevaplar yahut alternatif ölme biçemleri*


Seni seviyorum’a ne oldu?
Ne oldu, böyle uzun ve uzak sözcüklerin düz bir anlatımda kullanımına?

Delirmiş ellerle yazmaya teşne şeyler;
Bu ne demekti diye bakarken sözlükten,
Kuru mu, yavan mı, ne olduğunu kestiremediğim,
Anlamlar kurmuş ve eski bir yalnızlığı unutmuştum.

Yontuyordum, olmamışlığı.
Olmamıştık, bu ne demekti?

Yan yanaydık ama bir o kadar uzak,
Şeyler biraz bilinmezdi, biraz uzun atlaslar,
Biraz başımı dizine yatırmak isteği.

O anlar,
Şehirlerden geçen ve hiçbir yere varmaz güzergahlar olurdu.
Ölümü andırmayı getirirdi akla /biraz ölmem bundan.

Biraz ölsem de bir şekilde yaşamda da kaldım, kendimi kıldım.
Senden sonra diye başladı tümceler.
Bu ne demekti?

Ruh halim devrildi, avutacaktım kendimi /yani neredeyse.
Kendini avutmak bir nevi başka bir şeydi çünkü
Biraz uzak, biraz uğrun, biraz uzun şeyler.

Mesai sonuyla yalnızlık ilişikti, artıyordu bir şey durmadan,
Farları yanarken araçların, gözlerimi alıyordu yangı.
Keşke gitmesen gibi bir şey işittim.

Seni seviyorum’a ne oldu?
Ne oldu bu “ne oldu?” demeklere?



Yorum bırakın