op.229: bilgehan tuğrul, intiharın özel provası*


cüce taburelere çıkıyorum
ölümümü uzatmak için
sen buna yaşamak sevdası diyorsun
ben ağrılarımı duymamak için yeni dünyalar yiyorum
tango yapan kaplumbağalar yaşıyor içimde
çürük muzlarla anıyoruz seni
bir insan nasıl da hiç eskimez aynı yerden
ağrır hep

kartvizit biriktirmiyorum nedenini biliyorsun
anonim isyan halısına aminler döküyorum
beni sevdiğini şu anda duysam
bir insan nasıl da çıldırır birkaç sesli harfle
öyle olurum
belki taburemin boyunu uzatırım
öyle ölürüm
çivileri de boyarım
pembe
gözyaşları dökerim bizim için birtanem

beni evim olmadan seven
bir sen vardın
çiçek yiyorum şimdi
hayatta kalabilmek için
fakir bir kaplumbağaya benzediğim doğru
taşı boyayıp sırtıma geçirdim, ev diye yemin ettim
anlayanlar gülmüyor ama onlar anlayınca
ben ağlıyorum çok ağlıyorum
içimden bir şeylerin çıkmasını ister gibi
bir ileri bir geri
ağlıyorum
evim parçalanıp kaburgalarıma batıyor
çakıl taşları mideme oturuyor
teşekkürler tanrı acı bugün de karnımızı doyuruyor

gölgem bana ait değil
aptal değilim ki biliyorum
annem karşı koltukta oturuyor onu özlüyorum
göz kapaklarıma batan taşları yakarak
elimi biraz ısıtınca
hayatın gerçek olduğuna inanıyorum
aptal değilim ki aptal olmayı seçiyorum
annem fakir bir kaplumbağaya benzemiyor
bu bana salakça geliyor
insan evini ateşe verir mi hiç
sen kendini bile yakıyorsun
hem de yorgunken
taburesiz
beni adım olmadan seven bir sen varsın
demek isterdim ama
vardın
tanrıya evimizin çivilerini vermeye

taşımın altında kalmaktan korkuyorum
beni güzelleşmişken terk etmen doğru değil
isteseydin çirkinleşirdim beni sevmen için
öldün ama
bana cüce tabureleri sunan da sendin
affedecek bir şey olsun da affedeyim isterdim
bir dut ağacının altında bekliyorum
taşımın altında kalmaktan korkuyorum
beni güzelleşmişken terk etmen doğru değil
isteseydin çirkinleşirdim beni sevmen için
öldün ama
bana cüce tabureleri sunan da sendin
affedecek bir şey olsun da affedeyim isterdim
bir dut ağacının altında bekliyorum

Yorum bırakın