bir yalana üç kat sıva gerek
üzerine atılacak biraz şükür
cennet bir ninni
barut kokusu gözlerini
kapatırken çocukların kulaklarında
kırık beşik
yıkık duvar
obur tank
ağzına kül sürecek
atomu aldatan eller
dünyanın bahçesinde
binbir dilli ahlar
kızgın demir bas
hatırlayan yanına
bacaklarına değil
yüreğine kuvvet
ölülerini ilk terk edenlerin
sımsıkı kilitlesin kapılarını
perdelerden dökülen soğuk mevsim teri
şirk koşmak göğe
hiroşimadan halepçeye kadar.
