ışıkların arkasında diyorlar bahar için
kütle içinde sarkastikliği yadsınamaz bir zenne
ramallah’tan buharlaşır da sandıkla varır evime
çevremi kolaçan eder yine de doğruluğuna inanmam
bana kışı anlattılar çünkü
yağmurdan sonra güneşin var olmasının
bende yaratacağı hangi etki bocalar sıcaklığı ayaklarıma
etna’da erezyona bastım da geldim hissedemedim
sanki gündüzün sanıldığı kadar sempatik olduğunu düşünmeyen bir ordu var da
fenne cinsin iki binlerde görselleştiği teknolojik topluma karşı birey olmuşlar
hangi adımın doğru olduğuna inanayım o zaman?
duyguların basitliğinde reel bir insan olma kaygısını
on beşimde gördüğüm monoton mahallelerde toprak kavgasında kusmuşken
bir insanı karşılıksızca içselleştirmeyi
kırılgan etiksiz benlikle hisse gibi düşmeyi
ormanda pinekleyen ketum kelebeklere nasıl ifade edeyim?
farkı inziva eden bir gün içinde kelimeler icra ediyorum yine
oluşum içinde kukla misali saf tutan cinslerden
politik argümanlar taşıyan biiznihi terimlere döndüm
kimse anlamadı
orta doğu’yu kolaçan etmiş salt inançlardan
modernizm algısını suistimal eden kült adamlara
bizi biz yapan safi düşünceleri ve ilk doğuşumu hatırlamak istiyorum artık
sonra faal olmak istiyorum
ardından yalnızca fiil
