Dağa oturmuş köprü ağaçları
İtfaiye yolda yangına
Başa bir demir çubuk
İp de olur boğmaktan habersiz
Çatlıyor kafatasım
İtfaiye köprüyü yıkmış
ayakları köprünün saf duvara bakan aynama girmiş
Tutar bu düşlük çok satar kara göklü semtlerde
bir uçtan diğer uca geçmek istemeyen tek adımlı arabalar
bulanıklığı sorar demir köprü ağaçlara
saklayınca boğulurum sırrımı anamdan, köprüyü üzerime atar mısın?
gittikçe dikleşen çekim
somonu ısırmış yarısını yememiş
yarası duran solunu yememiş
Çocuk daha o on sekizden uzaklaşmaya yeminli
demir köprü ağaçlar dede yağmur torunlara
Toprak tohumuna filiz borçlu
İlk faaliyet kesmek zamanı da kısıtlı dar boğazda
öfkeli kornaları buharlaştırmak güneşe de kalmaz
Bir çukur kazmalı göbeğin deliğinden ölüme
Öldürmeli nefes satmayan her ne varsa
bu yağmurda
bu yangında
bu köprüde
her ne varsa öldürülmeli tam dudağından
op.285: hüseyin akgün – herhangi bir köprü*
