karanlık bir günde aydınlık yanını
ölü hücre dokusunda doğan yeni yaşam bulgusunda aradım
meridyen ölçünün ortalarından
sıhhi kesit gibi evreni baştan çizen gözlerin
sadık memlûk halkına bir arap kimliği taşıyacağı kadar
kesin ve toplumsal olarak izliyordu beni
ya bu bakışlar çok kitlesel
ya da ince elenmiş un kadar saf
buna yüklü bir ifade gerekliyse
benim seni anlatmam dilimin çözeceği bir şey değil
benim seni anlatmam demek
ademden evvel yeni bir inanç için
sina çölünde kutsanmış aidiyet savaşı vermek
ya da grönland’da sığ toprakta yeşermektir
benim seni anlatmam demek
dünyada kalan son medeniyeti hattuşaş’ta bocalamak
ilkel duyguları kurt kapanında lağvedip
kapalı bir kavmin ışıklarını açmak demektir
yani benim seni anlatmam demek
realm içinde toz tanesi olmak
taşra yollarını şehre bağlamak demektir
