Sessizliğe açılmış iki kanat
Gözler üzerimde
Gözlerin başı dönmekte
Bir dünya çocuk
Ellerine konmamı beklemekte
Yakalamaç diye oyunmuş
Üç günlük dünyam
Büyülü bir serüvenin ardına
Sürünürken yerde
Kozalara sığmadı gönlüm
Kanatlandım dün gece ansızın
Melek gibi göklerde
Kağıt bir uçurtmayla tanıştım
Buruşuk uçmadım hiç
Her daim ütülü
Her daim umutlu
Kanadımda Anka’nın dağları
Kaçtım peşimde koşan adımlardan
Bir türlü düşmediler peşimden
Çocuklar en masum dostlarım
Kalemlerinde geziniyorum
Sarı mavi yeşil siyah
Uyanmasınlar diye düşlerine konuyorum
Avazım çıktığı kadar susuyorum
Bahar’ın başına taç
Umut’a gerdanlık oldum
Bana ait bir çiçeğim bile olmadı
Abimi kurbağa
Kız kardeşimi kertenkele yuttu
Ağaçları anam
Kayaları babam bilirim
Sağ kanadım öksüz
Sol kanadım yetim
Kimse bana uyumam için masal okumadı
Şarkılar şöyle dursun
Ninni bile dinlemedim
Şiire ömrüm yetseydi belki
Gerçi uyumaya vakit bulamadım
Dikenli bir daldı yirmi beş günlük beşiğim
Uyanır uyanmaz gülü tanıdım
Papatyayı bugün sadece karşıdan
Yarın Allah Kerim
Kiraz incir üzüm de varmış
Tatlarını bilmiyorum
Denizi hiç seyretmedim saatlerce
Tekirin burnuna kondum
Çomar kaçırdı iki dakikalık keyfimi
Keyfimin zebanisi
Çocukluğum hiç olmadı
Gençlik yaşlanmak
Hafta ay yıl
Koca bir ömür dedikleri neydi sahi
Haftalarca uçmadım hayatımda
Üç gün güneş
Üç gece ayla yaşadım
Buna bebekken yaşlanmak derler
Yalancı emziğim bile yoktu
Bulutluydu bir de dün gece
Yıldızlara bakıp dilek tutamadım
Tutsaydım eğer
Bulutların üstünde yaşamayı isterdim
Yıldızlara yakın ıslanmadan
Aslında ben önceden
Uzun ince bir kurttum
Üç günde yetmiş yıl yaşlandım
Kanadıma bir avuç pembe yurt kurdum
Kalbimden göçmen kuşlar uçurdum
Ağaçlar koca koca gezegen
Koleksiyon katilleri tükenmedi gitti
Kitaplar yaşayan tozlu mezarlık
Beyaz ölüm yaprak yaprak
Acılı çerçeveler içine
Gerdiler sırtımdan iki toplu iğne
Öylece çırılçıplak
Gözlerinle şimdi kanadımı çiğne
