op.305: müge kartal – eşik*


Gelmemem gereken bir kapı eşiğindeyim. Öyle bir eşik ki imkansızlıklarımı bile peşimde sürükleyebilecek kadar kapalı. Kabuslarımda kaç kere o kapıdan çaresizce döndüm ve kendi elimi kendim tuttum, bilmiyorum. Belki de tuttuğumu sandığım elim, bir anahtardı. Bu eşikte bulunmamam gerektiğini, kafamda yüzlerce kez seninle tartışmış olduğumdan biliyorum. Ve tüm tartışmaları kaybettim. Ne olursa olsun kalbimin bir yanı, bu kapının var olmasını istiyordu. Kalbimi susturursam aklım ikna olurdu belki de ama kalbim, yaşanması gereken ne varsa yaşa gitsin, der gibi bana bakıp duruyordu. O – bir ayna da diyebiliriz artık- noktada dururken nasıl hissetmem gerektiğini bilemez haldeyken elim senin ismine gitti. Durup düşünürsem vazgeçerdim biliyorum. Bu vazgeçiş de bir şeylerin olmasını engellerdi belki de. Vazgeçmek istemek, o an için anahtarı kaybetmekle aynı kefedeydi. Ama korkuyorum. Tek bir tuşla sana ulaşacakken kilometrelerce uzağımda olduğunu unutuyordum her zamanki gibi. O ‘kapı eşiğine’ gelmem, ufak bir kalp çarpıntısına baktı. Bu kadar büyük şeylerin bu kadar küçük şeylerle durmasına şaşırdım bir an. Durmamam gerekirdi belki ama bazı şeyler için ‘gerekmesi’ gerekmiyor değil mi? Sadece var olması gerekir ve olur. Anahtarın kendi deliğini tanıması gibi.

Yorum bırakın