op.316: sevda altınkaya – yerliler ve bayat şeyler*

Gözlerim dünyaya bayat bakıyor, olabilir
Ama anlamıyorum ne ara bu kadar eskidi
İnsan yerleşmek istiyor birini sevince
Uzak bu yüzden güzel, yakın nerede başlıyor
Hiçbir şey tazelenmiyor hayatta
Ruhumdan bayatlık akıyor

Bayatlar insan da kullanılmaz, içilmez, yenilmez
Bayatlar insan, küf bağlar, kurtlanır, yüzüne bakılmaz
Ben bayat mıyım ki doğduğumdan beri
Hiçbir köşe başında bir mucize karşılamadı beni

Hayat uzadıkça uzuyor, ölüm uzadıkça uzuyor
Neyi tersine çevirsem kendiyle sınanıyorum
Neyden kaçsam müthiş bir yakalanmışlık
Nerede kaybolsam yakama yapışan yurtsuzluk

Kalmadım kalmam gereken yerlerde
Hamisi kalbimin uzun bir sürükleniş
Tutmasam düşerdi hüzünlü kemikler
Kemikleri incinen biriyim
Kemikleri incinen yerliyim
(Nerelisin derlerdi, o zamanlar bilmezdim)

Ama hiç yerleşmedim evime ve birinin kalbine
Sen nereye yerleştin ki böyle hırslısın

Beni burada tutacak bir şeyler lazımdı, edindim
Dilime yabancıydı mutluluğun muhtelif tadı
Kurak direnişlerin haksız halklarıydı yerliler
Tabancasına güvenen çocukları vardı o evlerin
Sırtını dönünce omza hizalanan bıçak tadı
Dilim onun aşığıydı, dedim dilim sonuna kadar git
Bir tat kalmışsa bu dünyanın kılıcını göğsünde saklayan sırtlarında
Orada yara almak iyileşmeye benzer
Orada kalmak için hiçbir yeri terk etmezsin
Dedim dilim seni yakacak bir ateş varsa buradadır
Korkma yanmaktan, usul usul kazın bu sırta

Kimseyi tutacak bir hayat kalmayan yerlerde
İnsanlar ısrarla birbirini tutardı
Yeni bir yaşamak başlatmak isterdim yerliler için
Bıraksınlar isterdim bayat şeyleri
Sonra tekrar öğrensinler yaşamayı
Onlara yerli olmak öğretildi binlerce yıl önce
Her şeyin maliki oldular zaman içinde
Ölüm bile durduramadı kanlarını kınayan nehri
Sürüklendiler kendi içlerine
Toprak sevdiler, kin beslediler

Onlara işin doğrusunu anlatmak isterdim
Yenildim kardeşler yurtsuzluğuma
Bayatsa bayat, bırak dünyayı omuzlarımıza
Taşımayan namerttir dediler
Yenildim ruhumun onları tanıyan bayatlığına

Şimdi nehirlerinde yabancı sular gezinir yerlilerin
Soğuğu çarpar, bataklık kurutur tenleri
Rengarenk bir hüzündür kalplerinden çıkan h’is
Bırakın kardeşlerim, bırakın bu bayat şeyleri

İnsan yerleşmek istiyor sevince
Bundan kurtulmanın yolunu bilmiyorum
Buradan kurtulmanın yolunu bilmiyorum
Sahi derviş hangi kavşaktan saparsam bulurum yerlileri
Gözlerimin eskidiğini anlatmak istiyorum onlara

Kabul etsinler istiyorum beni yurtlarına
İnsan yerleşmek istiyor sevince
Bayatsa bayat, bıraksınlar dünyayı omuzlarıma

Yorum bırakın