toprak ağırlık yapıyor ayaklar altında
ahir zaman alametleri potansiyel ganimetler
karalar ve kurular kurunun yanındaki yaşlar
yangına su taşıyan karınca
-ki karıncanın bi’tek ömrü var-
herkes bir yük taşıyor adımlarında
insanlar anlamazlar bu her dilde söylendi
nefret dolusunuz dendi çünkü
kendinizden taşra tanımıyorsunuz
dendi ve bu öylece göksoluk bellendi
tüm bu içine doğduğun griliğin nefesiyle
dönüp duran başının hafifliğinde sen
nasıl esrik bir yalnızlık içindesin bilsen
her şey olması gerektiği gibi
için yandı ve mahalleli
taradı o sabahları doğmasını umduğun
düşkün ışıklı gecelerin arsız kadehleriyle
irin bağladı ciğerin kurşun kurşun
yaratıcından öteye geçtin
insan olmakla barışamadın
bir griliği bir de ayrıcalıklı hüzünleri
karakter edindin kendine
adını eksi yirmi derecelere nöbetçi yazdılar
ben karayım sıcak iklimlerin insanıyım diyemedin
ellerinle beslediğin bir hayvanın
ellerinle yüzdüğün kürkü gibi
giydin bu ikiyüzlü suskunluğu
işte her şey olması gerektiği gibi
toprak sana da ağır üzerine mi attılar
herkes anlaşıldı seni mi anlamadılar
o yeğni kalabalıklarda çekip aldığı yelin
bir kez olsun anlatmadın kendini derin derin
kimse dinlemezdi bu kuruntun değil senin
bir ayna olsaydı da o masaların karşısında
görseydin nasıl savruluyorsun tekbaşınalıkta
artık kadehler ağırlık yapıyor ufkunda
ahir zaman ganimeti potansiyel alamet
kara ve yaş kurunun yanındaki kara
suya yangın taşıyan karınca
-tek karıncanın bi’ölümü var ki-
her zerren bir yük bakışlarında
