op.320: aykut akgül – ey rab*

mualif bir itiraf
itaatsiz tekrar
ve şairlerin yamadığı bir ülkenin yumruk lekeleri
marjinal iblisler
ve köhne ibişler arasındaki pinpon topu olmuş şiir
iktidar deyince sıklaşan saflar
merhamet deyince ise
en az beş top sahasının yan yana yaratabileceği denli büyük boşluklar
anadan üryan afili
ve algısızlık babadan miras
canınızı sıkmıyorsak öğrenin istedik aslı astarı nedir bu dalgınlığın
omuzlarımda postallarıyla kolsuz tüfekleri
kahrından salvolar atıyor havada konuşamayan sivilliğim
beni mistik bir ihtirasla ecdadımdan avlamışlar
çaresizim ey rab

o vakit ki malum şairin öldüğü akmış gitmiş gözlerimin posta kutusundan
dilin refahı için demiş bir kere abiler
çok homojen kararlar alındı son meclis oturumunda
oradaydım ve bir genci Beşiktaş’ta döve döve öldürdüler

kasten kestim ondan sonra bütün prosedür isteyen parodilerin belgeleriyle irtibatımı
hep çekilmekten yana ağladım
oldum olası hiç acımadılar da hem
üstdiliniz ve cübbeniz
taktik ve kıvraklık
daskapital ve hayal
merak etmeyin tamam
anladık
atlar da yanılır

burnuma düşmüş okuma gözlüklerim
bazen öylesine düşünüyorum
burnumu belki de sadece bu yüzden kırdılar

şimdi bir ormanı tersliyor gibi dalganıyordur saçların
açık bir araba camından yaşamaya kan veriyordur zarafetin
efsane kabulleniyorum beni durduk yere etkileyip duran hiç denk gelemeyişimizin pratikliğini
yani mesafe dediğin şey de bir objedir
şu dişlerimin arasında sımsıkı kıstırdığım güzelliğini diyorum
ne zaman ve nereye indireyim

gerçek bir şiir nasıl biter biliyor musun
hadi şimdi siktir git!tir git!

Yorum bırakın