Dişlerimin arasından geçiyor zaman
Bir kalkışmaydı bu – alışmak gerek
Alıştım buna – alışmak gerek.
Tren vagonları geçti önümden
Ve kuşlar üstümüzden
Kuşlar hep üstümüzde ve üstümüzden.
Yollar serildi damlar üstüne
Güneş içimize işledi
Kayalar yuvarlandı.
Bunlar oldu, bunlar olacak – alışmak gerek
Alıştık buna – alışmak gerek.
“Seni kendime yuva bildim” dedi bir adam
“Seni kendime ceza bildim” dedi bir kadın.
Tren vagonları geçti önlerinden
Tren vagonları hep geçer
Tren vagonları geçmek için varlar – alışmak gerek.
Burada fesleğenler geç büyür, çocuklar erken
Burada insanlar birbirine karşı ev kapısı olur
Alıştık buna – alışmak gerek.
Ete batan kılıç değilse yara başkadır
Şehre inen yağmur değilse su başkadır
Söylenmemiş kaç söz varsa söylenen kelime başkadır
Göğün yarası içindedir ve kabuğu soyulmuş
Alıştım buna – alışmak gerek
Alıştık bunlara – alışmak gerek.
Uzun bir yaz geçiyor aramızdan
İçeriden dışarıya doğru bağırmalar
Dışarıdan içeriye örümcekler, sokaklar ve kuşlar.
Şarjı yeni bitmiş telefonlar
Konuşmalar, susmalar, şarkılar, kargaşalar.
İnsan insanı susmasından anlar
Ve sırtındaki çivilerden tanır.
İnsan insana yürek izi – alışmak gerek
Alıştım ve alıştık – alışmak gerek.
Bu dut ağacı benim veya bizim
Bu masal da öyle – alışmak gerek
Ben bazı şeyleri masallardan öğrendim bilirdim
Bazı sözleri de hep öyle.
Bu kuyudan bana akşamları süt akıyor
Çarşambalardan sular.
Bu ıslanan ten benim – alıştım buna
Bu çivileşmiş taşlar herkesin – alışmak gerek
Alıştık dünyanın sulardan ödünç aldığı turuncu sese
Alıştık bu uzun bir yol, yolcusu çok – alışmak gerek.
