op.331: talha kutay – rençperin yüz kırışıklıklarından dile gelendir*


metropolün sevgiyi soğuran sokaklarında
direngen nazlı mı nazlı
körpe kısrak gibi doludizgin gençliğim
koştururken ankara sokaklarında
umarsızca hayata dair
tanış oldum
nasırlaşan elleriyle pamuk tarlasında
göz pınarlarından akan yaşları silen bir rençperle
geçen sene bu zamanlarda
çukurova’nın sıcağında.
dertleri yığılmıştı sanırsın toroslar
anlattıkça tanıştı farkındalıkla
cinnah yokuşunda pat küt yuvarlanan gençliğim.
bilmezdim kusur olduğunu öksüzlüğün yetimliğin
sırtına yazılmış bir kere
dile gelirken dertleri kilidi paslanmış gönül sandığından
ah çekse yıkılırdı toroslar yıkılmadı
sırtına yazılmış öksüzlük yetimlik.
ekmeğim oldu kütlü toplamak derdi
kız kardeşle yapayalnız
yutkunamadı anlatırken
kız kardeşinin ecelinin sıtmayla geldiğini
naylon bir çadırda.
ezo derdim derdi ona
dertlerimin neşesi ezo
ezo girince kara toprağa
kaldım ezosuz kalbimde yetişti ısırganlar.
yaşıyorum biteviye ölümü bekleyerek
merhemi bulunmayan bir yara var kalbimde
belki uçsuz bucaksız tepelerin ardındaki bir bitkide dermanım
dizlerimde yok güç kuvvet gidemiyorum bulmağa
hayırla ve şerle imtihan edene
dünyayı yaratan ve imar edene
dönmeğe bekliyorum biteviye.

bir garip kul Yenal der ki döner mi devran
yaşamağa dair umutlanmalı insan
kalplerde kalır mı ısırgan
sevdiğine kavuşur mu insan.

Yorum bırakın