dün
bir kadın öldü
kansız bıçaksız
penceremin kırık kasasından akan rüzgarda onu izledim
hareket etmiyordu
saçlarına mevsimlerin tozu çökmüştü
sehpadaki şarap ve kahve lekelerine
sigara külleri
günlerin geçtiğini hatırlatması için yapışıyordu
apartmandaki poşet ve devlet sesleri dışında
kapısında aylardır bir akıbet belirmedi
ancak yalnız kaldığını da hiç görmedim
sorunun esansı da buydu
ve evin her yerine yayılmıştı
nefesinin beş on yıl boğulduğu
boynunu sandallara emanet etmek istediği o anda
kendinden kaç tane olduğunu öğrendi
yüzü artık kifayetsiz kalıyordu
dün bir kadın öldü
kendinden kaç tane olduğunu öğrendi
ve neleri umursamaktan vazgeçebileceğini fark etti
acımasızlıktan bıkanın sükunete kaçtığı yol
hareketsizliğe çıktı
hareketin hayatta kalabildiği yerde
umut yeşerebilir
dün
bir adam öldü
tekmesiz tokatsız
perdemin sarı filtresinden onu izledim
baş ağrısı durmuyor
karın ağrısı durmuyor
bağırsakları susmuyordu
çekilmez cümlelerinin çoğunluğu
çekilmez hissettiği çocukluğundan kalmaydı
gecenin tutsağı olduğu bir balkon yorgunluğunda
kendi kendine konuşurken duydum
uyuyamadığı
uyanamadağı
uyuyamadığı halde uyandığını zannettiği sabahlarda duydum
planladığı günler çok farklıydı
yatağına gireceğini düşündüğü güneş bu değildi
endişeden kendini tanıyamaz oldu
dünyaya düşmüş gibi gözleri yandı
dün bir adam öldü
endişeden kendini tanıyamaz oldu
ve sonunda
gülüşünü koruyabilmek için kurduğu tuzaklar
gülüşünün detaylarına hakim olmaya başladı
hayatımızın kontrolü bizdedir
hayal kırıklığı da buradan gelir
dün
bir türlü uyuyamadım
aspiratörün beyaz ışığında yeterince hareketsiz kalabilirsem
gecenin içime yerleşebileceğini umuyordum
gerçekliğin de izin günü olmalı
yorulmadan
sarhoş olmadan
reçeteye bağımlı kalmadan
ölü gibi uyuyabilmeli insan
gözümü bile kırpamıyordum
fayansların soğukluğu
ayak parmaklarımdan
sigarama kadar titriyordu
çığlıkları o zaman duydum
ben
kendimi anlayacak kadar pek gülmüş biri değilim
lakin çığlık duyduğuma emindim
iki insan
sokağın karşısında yankılanıyordu
iki insan
hayatlarını karşısına alıyordu
iki insan
yıllardır göz göze gelmemek için çabaladığım hikayeleri
mutfağıma kadar getirmişti
hiçbirinin adımlarımı tökezletecek çevirisine izin vermedim
ışığın içinde sallanan girdaplarımı öpüp sigaramı söndürdüm
gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladı
affetmek
hayat zafer kazansın diye
intihar etmektir
