op.362: zülâl menekşe – merhaba polonya*

keçe nefes merhamet et
ciğerimdeki bu sızı başka
keçe nefes işte kadife zehir
merhaba polonya

fikrimi zapt edip elimde 
olmayan bir yola koyulmuşsam
şaşırdığımdan o yaz gecesi huzuruna
omzumda bir şal anımsadığımdan
gamsız yarınsız eskilerden kalma

soluğum su gibiydi ve bir esinti
sıyırdı dikenimi kusurlu derimi
                            büyü
ne zaman asılıp kalacağını göğümde
ne zaman düşüp çakılacağını yere
hissettirmezdi eline alıp yüreğimin iplerini
(tam burada benim kafam giderdi)
oynardı içimde dingin bir taşikardi

kalabalıklarda öpüşecek tenhalar arardık
ahizede sesiyle uyurdum geceleri
dostlarım vardı onlara hediyeler bakardım
ailemle ayrı ayrı odalarda yaşardık
sonra sonra olurdu
zımparalardı keçe nefes boğazımı
başka çare kalmazdı sızıma
merhaba derdim işte
merhaba polonya

yazı akşamları baharı sabahı için
bu terine katlandığım işi
yağ kokusunu saçıma sinen
insanları o hep göklerden mekânlara inen
polonya için çektim polonya’yı da kendime
asıla asıla yevmiyemle gecelere

günler sürdü kalabalıklarda kaldık
pürüzlüydü boğazım demek ki
keçe nefes biraz müsaade et
dikenimden bıktı ve tüm yükünü ayrılığın
bana yıkmak içindi onca eziyet

yürüdüğüm sanrıyı şimdi fark ediyorum
tam burada kafam gidiyor ben gidiyorum
                 büyü
asıldı göğüme sonra çakıldı yere
oysa tıkırındaydı her şey olurunda
yolunu da unutmuştum polonya
soluğum su gibiydi ve o esinti
piç pürüzler sevdamı habersiz tüketti

sessiz ahize densiz fikir
keçe nefes kadife zehir
davetsiz hapis merhamet et
selamsızdım ve sabahsız
merhaba işte merhaba polonya
yolunu unutmam artık asılı kalsa da

Yorum bırakın