op.365: erman şahin – ışıklarını erken söndüren evlerin kısık sesli cümleleri*


Ömrümüz ile alnımıza yazılanın aynı yolda yürümediğini anladım, yol boyunca kucağında çocuklarıyla ölen kadınları gördüğümde. Yola isimler koydum her adımda; Halepçe, Hiroşima, Guatemala, Sri Lanka, Gazze , Naziler ve köpeklerin bir acıya avlamaktan başka çaresi olmadığı tarih öncesi çağlar.

Beyaz bayrakların diline sürülen kızılcık şerbetine inanmayı bıraktım saçlarımın beyazından mezar taşlarına baktığımda. Savaş bitince taze incir toplayacak olan bir şiirin umudu kuruyor bahçemde. Dünya diyorum, o an içimde ışıklarını söndürmüş evlerin kısık sesli cümleleri beliriyor. 

Ben nicedir yıkık kentlerin  protez sevinçler takılan sokaklarına yeni isimler ve hikayeler arıyorum kendimi avutarak. Elimde, tükenmeyeceklerine inanarak büyüdüğüm kalemlerimle bütün sokaklardan geçiyorum. Sesime sarıyorum gidenlerin isimlerini. Sesleniyorum , sesim boşluktan dönüp yüreğime çarpana kadar. Yüreğime çarpınca sesim,  o an  bütün kara parçalarına küsüyorum. Dünya diyorum,  bir acının insana uzaklığıdır. 

Kimsenin acısına dokunmadığın zaman  üzerine çığ gibi düşmüyor gökdelenlerin ve büyük divanların gölgesi. Hep beraber bağırıyor teninde yaşamaya sadık kalanlar. Ne mutlu bahçesindeki günahları baykuşun boynuna asanlara.

Yorum bırakın