op.373: enes sarı – olsa olsa ne olup ve bitenler*

içim
içinde hırçın havalar dolanırken nasıl da gitgide ağırlaştı öyle
her şey yerli yerinde
katlı kıyafetler zarflar düğün konvoyundan çıkıp eve dönüş burukluğu
bir bir başınalık hissi
vahdettin yahut kendi kendimin mandası ki pek farkı
olmayacaktır
vakit kaybetmeden geçmeyen vakitler nereye gitsen aynıdır
memuriyet gibi hani devletten halkına babadan oğula senden bana geçen
ne varsa ulu ama ortada olmayan ki ortalıkta bir bağırtıdır gidiyor bu ara
ağız birliği enflasyondan korunma yolları bozuk asfalt ayak uydurulmuş düzen karşılarında bana doğru büyüttüğün söylem: sen:
çağ dışı kalmış taş ve buzul
peki neyin içindeyim
bilmiyorum

 

içim çıkarken içinden -bu seni bahtsız kılar
deri değişimi rehine takası o kılıktan kılığa girdiğimiz haller sanrılar ve sen’riler
bir zaman hatası olarak sonralar ki bu seni mutsuz kılar
miserella
geçmiş de aklında kronik bir ur olarak kalmıştır ya da anakroniktir zaten bütün olup bitenler bir frankofon olarak déjà vu de buna ve dedikçe tekrar tekrar beliriyorum
hafızam zayıfladıkça ancak bu kadar tutuluyorum ayakta
sile sile geçiyoruz benzer yolları/ancak bu kadar geçiyor
hatırladığım herkesi en az bir kere unutmuştum bile bile
repertuvara yeni tınılar ekleyerek hüzzam ya da cüzzam
için dökülüşü dışlar ile çarpımı tenin artık uzak mesafelerle olan teması
kalmadı

 

o yanıbaşlarımız bir çırpıda elini eteğini çekerken bu işlerden en dayanılmaz yanı da bu
gözüm ve inancım seğiriyor bildiklerimi karşı, doğum lekesi gibi kati bir suret kalırdı yüzümüzde anlam kayması sandık başta hadi olsa olsa ne olurdu ki, yaz’ın hataları her sonbaharda
çetin bir adam buda tapınağına yaprak taşır mesela ya da tapar senin kutsallarına dalai lama çilenin çekilir yanlarını buluyorum hayatında en ürpertici meziyetim olarak
hasta ziyareti bayram mesajları usta olduğum bütün savaş sanatları
ritmimizi tam bulmuşken neden dünya böyle ciddi bir hal aldı
anlaşılmaz tarafını bir kenara bırak, olsa olsa
bu seni ölümsüz kılar

Yorum bırakın