belindeki yara alnındaki dişim
seni geberinceye kadar görmeyeceğim
yobazlar ve Türk asıllı mafyalar
bana çalıntı bir arabaymışım gibi bakma
seni yerim
manevra alanları ve oryantal mermiler aşkına saldır
seni saklayacak ritimler bu eflatun sessizliğe eklendi
eflatun ve anlatılmaz tuhaflaşmalar
aynadaki donukluğun içindeki biriken hayvanların işareti
diş kırılması şahsi bir mağlubiyettir
her beslenme çantası çocukluk kokar
ortodoks sancılar ve sendrom fışkırmaları
görünen hep önceden zaten dargın
otobüsler matematiği ispat etmez
bağıra bağıra ağlamak taşa dönmektir
çoğalan fısıltılar sürüngenlerden çalıntı
karanlık dediğin mutlaka bir ifadeyi temsil eder
gözlerinle gördüğün hiçbir şeyi sil baştan yapamazsın
suçlamak merhameti sevmez
gece hastane odalarında asıl gecedir
herkes tadında bir yalnızlık ve merdivenlerden akan uygarlıklar
her şey bir ölünün mutluluğuyla başladı, yani başlasın
tokat yemiş her çocuk yıkılmış bir imparatorluktur
ortalama gazete haberleri
çok basamaklı fiyatları olan restoran menüleri
şehre inmek
kitap almak
avantadan usanması garsonların
aksağanı bozuk kaldırımlar
öfkeli ve öpülmüş bir fahişe
kanın lisanıyla konuşmayı öğrenmiş yaralar
hiç durmadan yemek yiyen tabiat
ellerin bir tarif istiyor diye Tanrıdan yanayım
başını suya gömerek alınmış kararlar gerçek kararlardır
her yıldız bir cenini temsil eder
bütün kilitler ürkektir
haşmetli şarkılar söylenmez
elbisenin de kalbi kırılır
ayyaş teşviki nasihatler
aklını yitirmiş ölü suratlı şiirler
bütün fossiller artık çok geç demektir
hezeyan ritüelleri
sahte cevherler
neyi özlediğinin ve istediğinin orgazmı
süslü sefalet
doyasıya fuzuli
kirli, edepsiz, bol tartışmalı kadehler
edindiğin alfabe sana sahip çıkamadı dimi
gözlerine dokundu vapurlar
kimse bir limanı yağmalamaktan yana özgürce konuşmadı
kimse acının yerine karın boşluğunu koymayı istemedi
düş saldırgan bir etçil oldu
gerçek zehirli bitkiler
yaşamak için hiç kimse dev gibi bir yangına atlamadı
kundaklar ve buharlı küvezler aşkına kır şu meşgul zinciri
ismin kayalıkların sayıkladığı sanrı
iddialı kötülükler ve olgunlaşmış suni teselliler
ardında şırıngalar sürükleyen cüceler
olağan telaşlar, temaslar ve temaşeler
seni saçından tutup suratını bu şiire sürtmek
hatta sokmak, hatta ve hatta siktir git artık ya
koşulların hepsi sıradan
benden korkmak ters bir tepkidir
vesikalık ve portre hiç farklı değildir
metaller de hasta olur annelerde
kalkıp yıkandığın banyolardan bir lanet istersin
bir bahane
itinalı bir intihardır kimi uykular
senden ormanlar dolusu nefret ediyorum
herkes terler, herkesin avuçları vardır
mezarlıklar ve moleküller gerçektir
bütün soğuk müesseseler kalbe hitap eder
insan karalayarak da tebrik edebilir bir şeyleri
gürültü ve seferberlik kaosu sever
kan vermek bir hayat sarfeder birilerine
kırmızı silahlı bir renktir
rüyalarda körelir
kimin ne kadar kötü olduğuna kimse karar veremez
hata uyku getirir
kabileler ve milli marşlar hala vardır
file çorap, gecenin lacivert farkı
her şey bir zulümle taştı sokaklardan
abartılar ve kan dolaşımı
seyir halindeki köpekler
hiçbir anlamı kalmadı tasvirinin
okudukça anlarsın
onun kafasını çift tabanlı bir botla eze eze harcadılar
arta kalan daima yorar
yara dediğin daima bir ilktir ve seni şefkatle yüreğime mühürledim
asla affedilmeyeceksin
bir evi ev yapan yegane eşyalar yalnızca tül perdesi ve kapı paspasıdır
rekabeti düşük kesin kararlarımın da farkındayım
rüyalarımda kötü şeyler görüyorum
uyanıkken hep iyiyi düşünmekten
beyin kendini bilinçaltına bi bıraktımı
rüyaların da pek hayrı olmuyor
adın bir şarkıda geçti
hem de benimle el ele
baktım kaldım arkamızdan
sergiler ve marşlar eşliğinde baktım
bütün ülke bayrakları ve danslarıyla baktım
gökyüzünü öpüp bir bebeği uyandırmadan senin kucağına bırakır gibi baktım
anladım ki ben nefes aldıkça yalnızca seni daha çok hatırlamaya can veriyorum
kapılardan geçiyor pencerelerden atlıyor gökdelenlerden sarkıyorum
ne bitmek biliyor şu arabesk yanım
ne de laftan anlamak
her şey güneşe aşık olmakla başladı
bir kente tepeden bakmanın kudreti
sen içindeki kentten o kente bakıyorsun
romantizm yalandır
centilmenlik vardır
bulutlar akışkandır
hava da katılaşır
bence en asil hayvan kartal
en güzel çorba da mercimektir
neyse bir otobanda son sürat giderken kafamı çevirip yol kenarındaki çiçeklere bakıyorum
bu bir intihar girişimi sayılır mı şimdi
yeter derecede iyi insan sayamadığımız şu dünyada
eski bir şair arkadaş şöyle derdi
“her uçurtma bir kuşun kalbini kırar”
havalar soğudu vaktidir artık kalın çorapların falan
demini almış yolculuklar ve hale tazeliğini koruyan farkındalıklarına
dişlerinin arasına kıstırdığın bir karanfil gibi gecelerin hatırına
şu şarkıyı da dinle, belki yanımda uykun gelir
