op.378: esra dökmen – nerede kalmıştık*

özgürü değil suçlusuyuz aşkın 
yakarışıyız yolların da bilemiyoruz belki
fazla lâik miyim lan lan
lirikten popbeske kayıyorum amman aman.

anlatmak isteyip vazgeçmekten başlayınca
evler uzak geliyor bana 
artık sıra
akın akın gelen çin ordusuna anlattığım 
tahmin etme oyununda.

hoş geldiniz efendim
bu neticesi belli duruşmalar da sizi aynı kaynı gibi seviyor diyebilseydim
benzersiz bir ahkâm kesici ilan edilebilirdim
chopen’i ayakta selamlar iken
basitliğin çarpıcı ayrımına bastım geçtim 
türümden şöyle ayrılıyordum artık
yüzlük bir iki banknot cüzdanımda taşıyarak.
antihistemanik benliğe benlik cümleler iyi halden algoritma.

küçük zaferlerin tamamlanmasına 
az kala ki bu yatmadan evveldir
bunun üzerine gidenler zaten bilir derdine düşmez ama
henüz geriye bakıp bakıp ağlayanlar da için
bu yüzsüzlük kasabasına bu sebeple uğruyordum her perşembe saat ikide.
öykü dilinde şiirler genç agamemnonu göğe taşırken
bunu fısıldasın isteyince öylesine aradım diyen taçlıları
ve korkmaz hiçbir şeyden yerimi sakladığım
korkmaz hiçbir şeyde ararduruken göbek bağımı 
kendimi de unuttum sizi de
çünkü tecrübe dedikleri şey korkuyu yer.
ahi kale
bu garrip durumlar sevgimizin defterini dürüyor derdik hep
laçkadan da beter yine o zamane erbapları hep güldü buna 
lanet olası pis maçka 
ovalarında az mı debelenmedim senin
sana benzer heyecan aramak bi hayli zor artık amk.

marka kavmin teşhirci polyanasıyım ben evet 
ebed müddet bak kendime de tükürebiliyorum artık
bu yeni yeteneğimi iki üç kelimeye değil de
yon’lu rakkamlara tokuşturmak ya da devşirmek falan ister miydim 
bilemiyorum ama bu a’lar
senin bildiğin gibi de okunmuyor aslında. 

nerde kalmıştık 
her şey için her şeyin başlangıcını
rüya terinin bir yerinde sayacıyla okuttum
baktım bir buğday tanesi kadar küçük 
ama bulamadığım makasla bir yere saklanmış 
neyse ki anlatamadığım lisanda
öğrenciliğim bitti akbili geçmiyor kalçamın artık 
insan olmayı bırakınca öğrenciliğim bitti diyorum anlatamıyorum insanlara.

böyle dediğime de bakma
telli bir peri aman ne sokulur yanıma 
heyheyli heykeller gibi bir duruma düşerim
anasını satmam hayatın ama 
bir golünü daha seve seve yerim : )

bilinçli bir bilinç itimi girince devreye 
bak yine lanet olası kapuska çizer içimi 
değişik sesine rağmen materyalin
aklımı okuyana bunun eskizini çizebilirim.
ama doktor ne güzel yüzüyorsun duraklarda dediydim ya
ve dudakların muhabbet için fazla teşhirci de
yok bak tam da burada bana benziyorsun çaktırmasan da.
ama ben illa kilitler miyim kapımı 
sen bilirsin lafından güvendiğim sezara
mmm belki dövüşen tarafımda.

ismet özel ve ötesi yapmışlar kabuklarından
ayrıştırıyorum hepsini
tek tek bazen acil
çocuk sesine sabreden derviş gibi
inan aklım bazen
metroya uçacak bir kanat daha bulabilsem
perşembeyi üçe beşe katlarım burda.

sonra trankobuskas ennn bi sevdiğimdir
nerede koleksiyon yapıyorum ben bunun için
hoop burda amk.
kaç adam astım da bildim senliceyi kanlıcadan
yoğurt yemeden heyy derken 
bu bulutları afaki dağıtana bak
kimi benliğe parmak sallar gibi
alırım diyorum anahtarını mayyk.
saklıyorum slalomlu gündüzleri
çünkü orada anladığım bir şey 
çünkü anladığımı anlamamak için
devreye giren susturucu sinyallerim 
çünkü bazen susmak işime geliyor 
çünkü anasını satmam hayatın ama 
bir golünü daha seve seve yerim…

Yorum bırakın