op.381: merve hikmet d. – neo-sufi hüzzam blues peşrevi*

günlüğüne bile,
ancak ikinci tekil şahısken,
değdirebiliyorsun mürekkebi,
bak bin parçaya böldüler insanları,
kaç (kaç!) bazısını bombaladılar,
yuva enkazlarından yarım uzuvlar çıktı, 
parmak,
kafası olmayan gövde,
ayak,
ninniler söylediler kimilerine,
büsbütünken bedenler,
hiç ruh çıkaramadı onca hafriyat,
sen ve,
sırf onlar havlıyorlar diye,
adımlarını hızlandırdığın,
bütün köpekler,
ancak siz bilebilirdiniz salyaçekiminin kuvvetini,
ancak siz titrerdiniz pireler karşısında,
üç ölçek sis beş ölü arap zamkından,
nur topu gibi yerli ve milli kaygılarınız oldu,
cadı diye yakılacak kadın bu,
çünkü ötekisini bilen iblisini bilir,

melanosit hücreleri vardır ya hani,
pigment aşireti,
dudağının kenarındaki fransız güzellik seni gibi, 
akıl yanşaktı hep boynunu okşardı, 
durmazdı bırakmazdı gevşetmezdi,
mâna her ikindi akademik cezbelerde,
yiterdi giderdi küserdi,
sen sonunda zerdüştlerle de bozuşup,
ateşin ortasına atlayana dek de uğramazdı,
okumayı sevdin ama okuduğun seni sevmedi,
bilirdin bütün cümleler virgülle biterdi, 
the ultimate impossibility,
of a full stop, 

eşinbenzerinyokeşinbenzerinyokyokeşinbenzerin,
olmayan eşin hortlak olup kovalarken seni, 
biriciksin! der bir instagram psikoloğu,
biriciksin ama birinci tekil şahıs değilsin, 
biriciksin ama bin parçanın gömülü olduğu, 
bin ayrı isimsiz çocuğun mezarını eşeleyemezsin, 

sadece bir anlığına sen, 
olabilirsin, 
sonra yeniden sen, 
sen, 
sen, 
hep sen varsın, 
hiç sen yoksun,
astigmatın boğduğu tek şey ışık değil, 
kendi vücudundaki senlerin bile tam sayısını bilemezsin, 
görünmeyen eller ve devlet büyükleri müsaade ederse, 
en kuvvetli tutkalını alıp, 
yasaklı bir kelimenin harflerini tutturacaksın, 
önce ona dalacaksın, 
boğulacaksın, 
sonra aynaya bakar gibi,
bulacaksın,

bulur bulmaz seçkin bir ötanazi kliniğinden randevu alacağım, 
sonra öleceğim afiyetle, 
ben, 
ben ölecek ki,
hikayem yaşanacak?

Yorum bırakın