op.385: eray erkin – distopik ya da reel*

 gördüğümden biliyorum
bahsettiklerimi sol kulağın üstünden paspal fakat süratli duyduğunuzdan böyledir
hiç kimsenin herkes olma manası yok elbette
yeşeren gökyüzüne mavi yansıtan yağmur damlasının belirdiği
soğuk iklimin güçlü erkek travmasında
yaşadığın objenin kaskatı gerçekliğini söyledim
işte bu bir amaçtır

 otonom sıra bekleyen mali kaygılar belirdiğinde
hangi sakin duygudan bahsedebilirsiniz?
ya da hangi günün perşembe olacağının doğruluğunu ince bakışlar mı belirleyecek?
inanmıyorum bu illüzyona artık
gecenin bir yarısında beliren hafifmeşrep sokak ışıklarını gördüğünüzde
bir sonraki günde nelerin cümleleri tamamlamayacağını anlayacaksınız
ya da iklim geçse dahi safi güzellemeleri hangi mevsimde peydahlayabilirsiniz?
bastığınız yerin reelliğinden eminseniz
hüküm sürdüğünüz hüznün bir kaygısı kaldı mı?
doğruluğu hiçe saydıysanız eğer
işte bu bir araçtır

 dünya döndükçe farkındalığına dönüyorsunuz
biraz sığlık biraz da bataklık var ilk sapada
göz ardı edeceğiniz benlik kaygılarında iç ısıtan şahsiliğinizkabul gördüyse
yolun sonunda kaldırımdan yürümek mecazi değildir
serden ve ilimden konu edinemediğiniz her ruhsallıkta bir beden bulursunuz
kendinizi tanımladığınızda mutlu olmanın bir dürtü olmadığınızdır kabulünüz
işte bu bir sonuçtur

 

Yorum bırakın