Oku diye değil
Hatırla diye başlıyor zaman
Bir evden geriye sayarak
Yüreğimden çok uzakta, taşındığım hikâyeler
Kalabalıkların diktiği cümlelerin bedeni
Dilime göre değil
Ellerimin yalnızlığına, sesimin evsizliğine alıştıkça
Kâğıttan gemiler yaptım
Başımızı hiçbir fotoğrafa yaslayamayacak arkadaşlarıma
Omuzumdan indiremediğim tabutlar
Uykularımı bölüyor
Gözlerimin en çok o aralık yağmuruna benzediğini
Sana söyleyemedim, anne
Boş sandalyeye hep kendim oturdum
Yaş aldım sözcüklerimin utangaç çocukluğundan
Kekemeydi anılarım
Kalabalıkların arsız kahkahasının
Yüzüne çekti perdesini
Kulağımdaki sesler adımı anıp
Karıştı toprağa
Uzadıkça sokak
Kök salıyor dinmek bilmeyen korkularım
Saç diplerimde aradım
Akşam vaktinin en uzak köşesinde büyüyen çocukları
Onların yüzünde biraz ben
Benim yüzümde biraz onlar
Bahçesine dönmeyen çiçeklerin yokluğunda
Bir şiir gibi kaldım
Özlemek dedim, suretsiz bir yola
Hapsolmak dedi, kaldırımlar
Uzun uykulara ve suda erimeyen ilaçlara
Koyuyorum başımı
Kendimi unuttuğum parklarda soluklanıyor rüyalarım
Sana söyleyemedim, anne
Benim değildi
Aynamdaki yalnızlığın parmak izleri
Bir çoğul ekiydi gördüklerin
Sen o güz rüzgârında beni ararken
Oku diye değil
Hatırla diye akıyor zaman
Taşındığım hikâyeler, yüreğimden çok uzakta.
