op.407: zülâl menekşe – iyi ki geldin su*

yaşam bir akşamüstü eğlencesinden ibaret kalmaz su 
alacalı kuşlar yem olmayı bekler dallarında 
mutluluk sadece bir amaçtır su 
coşkulu hisler baş edemez kavrayışınla 
düşüne düşüne taş kesilen 
bu kalbe bir inanç gibi 
iyi ki geldin su 

ben insan girmemiş o ormanda yıllarca yaşadım  
yılanın değmediği eşiği çatallı barakada 
yanaşanın kanadığı üstü dikenli tabutta 
tapılacak tılsımlı bir günah aradım 
av olmak korkusuyla durmadan avlandığım 
o gelincik geçmişte ben yine de 
sarhoş soluğumu oluk oluk akıtacak 
bir vomitoria yarattım su 

tek memesi dağlanmış doğup da 
oku çekmeye erinenin kilimine 
koç boynuzları işlerdim 
o romanlardaki tereddütleri hep bilirdim 
büyük sözler eder derin nefesler verirdim 
bilsen su ne çekilmez biriydim 
suçu dayanmak olan bağları 
yıpratarak çözdüğüm hayatıma bir dur gibi 
iyi ki geldin su 

hiçbir zaman tam zamanı değildir  
hiçbir hayat tatmin etmez insanı 
hiçbir kalabalığın değeri yoktur yanında 
tüccar tanrıların terazisinde asılı kalır dünya 
benim ne mahsulüm ne körpe kuzularım  
ne hayat ağacım ne kancalı kurt ağzım 
benim ne aklım fikrim benim ne sazım sözüm 
hevesli sürgünlerle cezalı sevdama  
lütfettiğin yurttan başka 
benim bir sunağım yok su 

hatası örtüsüz bataklara kapılmak olan 
bu yüreğe bir anlam gibi 
iyi ki geldin su 

Yorum bırakın