yaşam bir akşamüstü eğlencesinden ibaret kalmaz su
alacalı kuşlar yem olmayı bekler dallarında
mutluluk sadece bir amaçtır su
coşkulu hisler baş edemez kavrayışınla
düşüne düşüne taş kesilen
bu kalbe bir inanç gibi
iyi ki geldin su
ben insan girmemiş o ormanda yıllarca yaşadım
yılanın değmediği eşiği çatallı barakada
yanaşanın kanadığı üstü dikenli tabutta
tapılacak tılsımlı bir günah aradım
av olmak korkusuyla durmadan avlandığım
o gelincik geçmişte ben yine de
sarhoş soluğumu oluk oluk akıtacak
bir vomitoria yarattım su
tek memesi dağlanmış doğup da
oku çekmeye erinenin kilimine
koç boynuzları işlerdim
o romanlardaki tereddütleri hep bilirdim
büyük sözler eder derin nefesler verirdim
bilsen su ne çekilmez biriydim
suçu dayanmak olan bağları
yıpratarak çözdüğüm hayatıma bir dur gibi
iyi ki geldin su
hiçbir zaman tam zamanı değildir
hiçbir hayat tatmin etmez insanı
hiçbir kalabalığın değeri yoktur yanında
tüccar tanrıların terazisinde asılı kalır dünya
benim ne mahsulüm ne körpe kuzularım
ne hayat ağacım ne kancalı kurt ağzım
benim ne aklım fikrim benim ne sazım sözüm
hevesli sürgünlerle cezalı sevdama
lütfettiğin yurttan başka
benim bir sunağım yok su
hatası örtüsüz bataklara kapılmak olan
bu yüreğe bir anlam gibi
iyi ki geldin su
