op.408: erman şahin – gam gazeli*


|.  

gözlerinin buzulları çözüldüğünde  
yüzündeki kış çatlakları kadardı ölüm  

unutulmuş bir evin saksısındaki  
kurumuş çiçeğe verdiler adını  
sen de öyle gitmişsin dünyadan  
biz de öyle kalmışız dünyada  
susuz ve sessiz  

göğsündeki yarayla eridi kemikleri annenin  
helalleşmedi kimse annenin gözlerindeki kuraklıkla  

||.  

ayaklarından sürdüler  
sokakların yüreği çıplaktı  
bıçak biledik ar damarımıza  
kanadık içimize ve utancımıza doğru  

seni bir fotoğrafa gömdüler  
yüzü koyun,  
şakağında kuruyan kanla  

gam gazelini söyledi bir baykuş  
tenine su değmemiş bütün ölüler için.  

|||.  

yüzü koyun  
bir çırpıda  
seni bir fotoğrafa gömerken 
yüreğinin kıblesi hangi dağdı  
kimse bilmedi  

bir taş bir taşa ne kadar sarılabilirse 
o kadar sarıldım sana  
yüzümde boşluk kesikleri  

unutmayı haram kıl allahım  
unutmayı haram kıl.  

IV.  

yüzündeki kış çatlakları kadar olan ölüm 
bir çift ayakkabıydı şimdi kapında  
yas bitti dedi  
sakalı en uzun olanımız  

içine kurt düştü bahçendeki yeşil elmaların  
kuşların kursağında zamanı durdurdu  
büyüttüğün kiraz ağacı  

bir çift ayakkabı ne kadar sarılabilirse birbirine  
o kadar sarıldım ben sana 
yüzümde boşluk kesikleri  

unutmayı haram kıl allahım  
unutmayı haram kıl. 

Yorum bırakın