Avuçlarıma iğneler batıyormuş geç anladım
Topuzu kara, on milim arayla
Bundan her kesik birbirinin yarasını içmeye hevesli
Bundan derim kanını güneşte kurutmuş
Bundan avuçlarımla kendi karnımı deşip yolun ortasına fırlatmıştım
Gece inmişti, sonra hiç uyumadım
Böyleymiş, durup dinlenelim, biraz zahmetli
Azıcık rüya görelim, kargaşaya mahal vermesin
Göğsüm bir çekim nefes
Sözüm bir ateşlik
Üfledim oyuklarından derisi toprağa geçenlerin
Al-ver-boz-yarısını kabul edelim, dönmeyeceğim
Tutuştu bir vakit
Hem çok yakışırdı kulağıma assaydım kirazları toplayıp
Omzuma bir şal atsaydım, kuytulara karışsaydım
Saçlarım güneşte açılır, onları tarardım belki
Köprüden geçip yüzümü bir avuç nehirde yıkasaydım
Değiştim
Bütün paralelleri birbirine bağlayıp ördüm, böyleymiş
Hepsi artık omzumdan salınır, hepsi artık bir bütün
Dünyadan boydan boya çektim avucuma
Kederi zehir boyalı odalarda büyütenleri
Sancıyıp duran kütleleri,
Zemheride yıkılan köprüleri geç anladım
Bir mıknatıs gibi çektim ne var ne yok alladım pulladım
Fena yapmadım sorsan, sormazlar
Güneşi tepeye çektim, kendimi bir demir sandalyeye
Bütün hallerimle tek tek ağırlandım
Burası bir dinlenme tesisine benziyor
Duvarları dökülmüş, yatakları çürümüş
Perdeler içeriyi gösteriyor
Girişte bir uyarı: vaktinde gitmeyeni duvarlar yutuyor
Avucumdakileri bırakıp çıktım
Hiç nehir görmedim, dediler güneş sebep
Yakmış kurutmuş boğazından kavrayıp
Kirpilerle gülüştüm, biraz dinlendim
Tabanlarımda yolunmuş bir deriyle
Üç söğüde sokulup
Bilseydim biraz su alır, bir yerleri oyardım
Yolunu hep bulur, bulamadığımın devrini yıkardım
Parçalar haritaları
Dağlardan güzergâhları
Bu taştan silerdim adımı
Es-dur-yürü-bu kavşağı hele bir geçelim
Yol ayağına yuvarlanmış bir incir
Başa düşen bir iğde
Cebinde çakı, avucunda iğne, üstünde pelerin
Hafızanda bir çocukluk
Korkma, iğnelerle ters dikmeyi iyi öğrendin
Gözün arkada yürümeyi
Görünmeden karışlamayı bastığın ne varsa üstüne
Bir denize ağlar, sonra taşırırdım ayaklarımla vurup
Keşke söyleseydin
Batardım gövdem bir sünger
Neyim var ve yok kumların içinde
Aslında biraz sulasaydık kendimizi olmazdı böyle
Çamurlaşsaydık iyice
Dudaklarımıza az rüzgâr çalsaydık
Kendi tuzumuzla kendimizi dağlasaydık, böyleymiş
