op.416: melek zehra balcı – kayıp adres*


Derin bir sessizliğin dibi bile olsa en sedasız olanlar bile rahatsız edebilir ruhunu. Farkına varmaz saniyen, nasıl değişebildiğine. Aynada bakıp geçmekle olmaz, belli ki sağaltılmışını görmek, ne kadar bakarsan o kadar nihan, ne kadar bakarsan diğer günden daha yabancı, kendi kendine. Gözlerinin etrafında sis var bazı günler, en yakınındakini bile göremediğin. O sisin yaratıcısı sen misini? Etrafın ne zamandır senden gayrı oldu? 

 Gerçekliğin uzayan zamanda kendini kanıtlaması gibi bir güven var, benden ruhuma doğru. O güvenin içinde kendine ait dalgaları var, uzunca ve bol beyaz köpüklü olabilen. Ne zaman daralsa ruhum, o dalgaların dibini görür gözlerim; yer, altımdan gitsin isterim. Yüzeyde olmaz bazen işim veyahut ben bu diyardan yeganeyim. Yeryüzündeki kayıp adreste, kimsenin uğramadığı bilinmez yokuşta evim. Birçoğu gelir isteminde ama gelemez. Sarmaşıklar sarmış dört bir yandan, gelen gider, giden hep geri gelmek ister. 

Sessizlik miydi ruhunu özgür kılan yoksa kakofoninin içindeki kendine özgü sessiz direnişin mi? Sanki bir kayalığa zincirlenmişsin gibi terk edemiyorsun sen buraları, neden? Daha evvel sana ne gösterildi de bu kadar ikna oldun, burada kalıp kök salmaya? Kayalığı gün ve gün saran, sağlam yosun olmaya. O yosun ki; kendi hırçın dalgalarına direnen, mevsim dinlemeyen, taşla yıllardır bir başına. 

Gözlerimi diktiğim ve de özlediğim, yanan bir gün veda yangının ardından hafifçe çiseleyen yağmur gibidir, yarınlara umut etmek. Geride bir işim kalmadı uzunca bir zamandır, ileriyse her zaman gönlümün nasibi oldu hiç korkusuz. Var olmak, şimdiye kaldı benden yana. Her gün diğerinden daha da benzemeyen bana.

Yorum bırakın