op.425: Esra dökmen – embriyon neden kuzgun sormazlar artık*


çeyrek var etki tepki açmazına 
gündüz düşünü yor hayra.
ortada duran ağaç 
seni katlamış bir kağıt gibi, sonsuz ücrada.
düşünmek kirli okyanusun dibi.
kendini bir başka şeye gerçekten 
verebilir misin.

temas etmek için sıra beklemediği insanın, 
artıkları gökte bir çukur içinde.
baş zuhuru gölgede arar durur.
uzuv kendini simadan çalar.
burada bir yerden tanıdığız sizinle.
ve bu hikâye değil 
şiir.

dünyaya ait olma virüslerini almaya 
ihtiyatsız,
mendebur ama istekli sinekler gibiyiz
demiştim;
bir kargaşa arasında.
kendini bulmak adına 
bir başkası kaosa sarılmış olabilir.
iradenin sıkışıp kaldığı yerde
ben bazen başka acıdan bakıyorum olanlara.

camus’un güzel ortasında çoğunluk durmak.
vidalarından ayırır geleceği.
saçtığını bul diye ortalamada.
alır mıyız mantradan da bir dal.

sevgili dertlerin, yüzeyde sallanır 
ansızın formu bükülür kemiğin.
ruhunun siyah suyu akar meydanlara.
yazmaya kalkışmak;
için için olay örgüsünü kurmak demektir.
öksüz ögelere bulut diyemedim ben bir.

yüzünüzdeki belirsiz iz
üzerine sürüklendiğimiz 
yafta.
kalp noktasını karşılayacak pankartla.
bunalım yer yer sağanak 
aynı terör ağlamak. 
durmaktan fazlası var 
açtığı davayı kazanan sancıda.

donny darkolukla bir parantez
açmak istiyorum, bazı vurgular anormal iyi.
yapı bozumunca imleyebilir yeni hasar deriyi.
bu tuzak için tetikliyor zaman kendini.
farz-ı imlâ, ada satın almaz ancak ara ara gülmeyi bilir.

fethedilmelere alışkın bir daireye
girmek ve çıkmak, seçimler.miş.
ölmezsiniz artık vurulduğunuzda.
sath-ı coğrafya, kal der
kal sınırlar içinde.
kaybedenin altını çizer, olası saygı doğrultusunda.
iyi! niyetinizin üstüne nadas biraz.
sonra soğan ektirip gider mavi huy.
atmosferde çekinik bağ kurmak yeni fenotipidir,
gökyüzünde eskimiş kalplerin.

siz bakmayın ardılına güneşin, ayın.
direktifin büyük patlaması
kabul edilen sihirli şeylere yatkın.
huxleyle bu yüzden bilerek ve isteyerek hep kuramsadık defalarca.
sen de bir hat üzerindesin
sen de.
ve hep kalacaksın ortasında sayının.

göstermek zayiatı, kabul etmeler toplamı.
adaylar cepkenden unutulmuş darı çıkarmaya 
yeltenirken,
şimdi başka cephelerde helâktır
enformasyon gücünün benzersiz öfkesi.
ilahi oyun, tahminden önce başladı.

parmak uçları kesik eldivende
damask desenli mühür ve kral boynu var. 
sağ kalmayı toplum refleksinden öğrendin sen.
sonların birer liman olmadığına
kendini ikna ettin. geç.

heimlich manevrası anların içi.
ilerledin ve darıdan biraz kaldı cebinde.
babanın şu yaşından sıkılıp 
sıraya amansızca geç girmedin.
alacağın şeyler için vereceklerini 
hesap etmeyeceksin artık.
parlak bir rüya için psikologların 
talimatları bunlar değil.

büyük laf etmeye dil
yenik düşmekle düşmemek arasında.
önceden silkelenmemiş sofra bezinde
belki de çoktan kurumuş laflara ait.
mumu bozuk asimileysek
yolu tek bir kural alır.
o zaman abartmadan bu kütleyi yere sürmeye devam.

gözüne bundan sonra yanaşmayacak imgenin
ikilemleri, anlama, boğuşma ve nefes mesafesi.
iki sonsuzluk arasını kabul etme sebebidir
tanrıya sempati duymak.

gücenmezsin artık.
çıplak kolunla vardın yoluna.
yanında olduğunu düşündüğün dualarda
bir kaşık suya deniz boğdurmak ve
varoluşunu sınayan gülümsemeler var.
yakaladığın balığın karnında da benzer bilinç.

küllükler, ortaya koyduğun kazancın.
bazen devrik sustalı ile arşa kadar çıkıyorsun.
zaman yarası için yalan sunmaya
ne dedin, ne bu kıyamet.
tepsi varaktan mı.

o kol dışarıda gözükmek için 
şimdi kendi göt cebini de yırtıyor.
neyi kazandık önce biz 
“kazanamazsan en fazla eve dönersin”

buna rağmen vazgeçmeyen her nükteye
embriyon neden kuzgun diye sormazlar artık.

Yorum bırakın