sen ancak bu geçişte çatal karası yüzünle
ancak durumu özetleyen her şeyin kısmetinde
uzanırken ve kaybederken
ve her şeye kayıtsız kalırken de güzelsin
odalarını Allah’la dolduran bir evin kendisidir
ellerinde tuttuğun çiçekleri senin sanışın
ne kapın çaldı
ne evin yıkıldı
ne sorular sordum da bu ülkeyi anlamam
ne unun ne bıçakçının beyazlığı gibiyse de
mahallesinde düğünü ve cenazeyi aynı gün
sayan aynı insanlar
büyümek için büyümek yetmiyor
konuşmak ve şarkı söylemek aynı şeyler sayılıyor
ben ki her salonun ortasında mehdiyim
işte dünyaya özetlenen her şeyin burasında
gösterebileceğim yol için parmaklarımı kestim
sonunda intihar davullarıyla oynayan omuzlarının üzerinde
bir diken saçların uğruna
vurdukça göğsüme toz kaldıran
bu dayanmak ve yaşamak inadına
soyun ve tuzla kendini
aşkın ve imanın için *
en güzel ölümü en süslü mezarla açıklayan
bir ölüm daha yoktur ki
hiç görmemişim seni
