op.437: ahmet ali uzun – her canlı ölümü en az bir kez tadar*

-et, kemik ve ruh içindeki herkese- 

yanlışlarla doldurulan bir başlangıcın  
daha yarısında, lafa ortadan daldı kendisi 
rotacı doğruculuktan gelen akıntılara inanmamakta 
haklılık payı vardır biraz 
belki… ya da hakkında 
ısrar etmekte dahi bir ısrarcı. 
ısrar ediyordu yüzgeçleri. 
eklemlerini sıyırdığında perde kapandı 
hayaletini aradığı bir günün eşiğinde— 
-herkes pencerenin arkasından bakmakta- 
kimse yoktu 
aslında kimse ölmemişti 
aslında kimse meşgul de değildi 
kaçmak. 
tüm meşrutiyetlerin bayrak indirdiği bir sinemacı climax’i 
herkesin kaçmayı meşrulaştırdığı bir noktadan 
galibiyetler renksiz zaferler kıymetsizdir. 

ama o kazanmıştı. 

dediğimiz gibi kimsenin kafa sır erdirmeyi seçmediği çalışmadığı yerde siz termodinamiğin kısıtlamalarını aşmayı da becerseniz bulgur pirinç ve bazen de un her şeyden evvel gelir işte tam o zaman çıldırmaya başladığınızın resmidir. 3 yemek kaşığına 2 yemek kaşığı ölçüsünde yudumlarınız sayılır. siz dip tutarken yine ve nicedir ki nefesleriniz sayılıdır. bunları hesap etmek dörtten fazla duvar arasında 

pencereleri parmak arası boşluklardan ayırt etmeyi sağlayan  
daha doğrusu a-b düzleminde yırtılan bir realitede 

saat hiçbir zaman 5’i geçmez. 

Yorum bırakın