Unutulmuş şiire karışan yolcu,
Yelkovanlanan değirmenlerin ardıcındaki kuşsuzluğa karışmış,
Yolların elleri karılmış tarihi diyarların gölgesinde,
Gökyüzünün haberi bile olmamış.
Kilitlenmiş kandillerin açtığı kapı,
Varoluştan kayan alınsızlık sahnemin mozaiğinde parlamış,
Bilinmeyen bir çocuk adının unutuluşunda,
Zihnimdeki salıncağın yeri dolmamış.
Sofraların heybesinden sokaklara taşınan rayiha,
Meşinsizliğin topuyla kaldırım köşesinde yuvarlanmış,
Sokakların kendi benliğine ulanan kalenderliğinde,
Kalbimdeki isyankâr mevsimin esamesi okunmamış.
Bardakların doldurduğu sulara alışan yolcu,
Zıtlığın anaforunda ritimsiz bir günü beklemektesin,
Kahkahan; çakıl taşlarının ıslattığı nehirlere yabancı,
Parmaklarının hüznünden dökülen yontulara denk.
Kahkahanın biçimi gözlerinin mevsimsizliğinde dondu yolcu!
Ölülerin benliğinde unutulmuş kahkahanın biçimsizliği…
