Ey gözlerinin içinin parladığı zaman,
dizleri yaralı, avuçları güneşli çocuk;
sen koşarken dünya
henüz adını bilmiyordu ağırlığın.
Şimdi buradan sesleniyorum sana:
aynı bedenden,
başka bir günden,
zamana düşmüş bir izden.
Ben büyümedim belki,
sustum.
Sen hâlâ oradaysan
– bir yerlerde –
bu ses değsin sana.
