Sevgili arkadaşım Ümit Yaban’a
I.
o uzun kıştan sonra
badem ağaçları büyüdüğünde sen gelecektin
gidenleri böyle bekler
haritanın kuytu yerleri ya da en doğusu
uzakların mektupları olmaz
uzakları bekleyen ağaçlar olur
II.
damlardaki kar suyu
evlerin kurumuş dudaklarına değiyor
iğne oyası bir tülbent
en sevdiğin çiçeği öpüyor
ateş sönüyor
rüyalar üşüyor sonra
III.
bir tay vuruldu dün sabah
göğsündeki yaraya ağlamadı kimse
boynundan sevilmemiş dediler
o gün ölmüş
bir ahırın kapısından dünyaya
susan tayların yalnızlığı yağıyor üstüme
IV.
karnındaki güz sancıları dinmiyor annelerin
dokuz ay on gün
yahut el sürülmemiş odalar kadar
burada,
bir fotoğrafla yaşlanmak
kabuğa evrilmemiş bir yarayı taşımakla yaşıt.
