önümde şehir, sığıntı sokaklar, bir fincan kahve
içimde kıvranan okyanus düşer pencereye
bardaktan taşar suç ortağım gibi
durularken kırdığım bir tutam sabah ışığı
ıslak ellerinden gitmek ister kendine
çamaşır ipine asılı bir kadının gözlerinde
hesaplarım uçma hevesinde
kaç gömlek karışır ihtimallere
kaçı çocuk dökülür saçlarımdan
kaçırılan an’lar, fırçalanmamış sözcükler
hep bin ölçü sessizlik, standart dışı bilmece
bilincimin altı zincir, “ustası ben”
ip cambazıyım, bu apartman göğünde
