op.98: kırık kalpler müzesi

şule şilen, ekim 2021


Hırvatistan’ın başkentinde bulunan bu müze, adını tam da işlemiş olduğu temadan alıyor. Kırık kalpler ya da bitmiş ilişkiler adıyla da bilinen bu müze, Zagreb’in Upper Town bölgesinde yer almaktadır. 300 metrekarelik bir alana yerleştirilmiş 4000’den fazla nesne bulunmaktadır. Her ne kadar nesne desek de aslında her biri aşk, ölüm, ayrılık gibi birçok duyguyu barındıran, acı dolu bir hikayeye sahip. Çünkü bu müze, dünyanın her yerindeki insan ilişkilerinden parçalar taşıyor.


Sevgili, eş, aile, dost gibi insan hayatında büyük yeri olan ilişkilerimiz bittiği zaman, içimizde derin çatlaklar oluşur. Bu çatlakları bazen geride kalan bir eşya ile ya da zihnimizde kalan bir anı ile doldurmak isteriz, bazen de tamamen unutmak için hepsinden kurtulmak isteriz. Bu müzede de anısı olan eşyalardan tamamen kurtulmak isteyenler için bir alternatif oluşturmuştur.


Müzede bulunan sütunların üstünde farklı hayatlardan bağlar taşıyan renk renk, çeşit çeşit eşyalar bulunuyor. Ayıcık, veda mektupları, oyuncaklar, kırık saatler, ayakkabılar, takılar ve aklınıza gelebilecek birçok şey. Adları basit olsa da hepsinin sıra dışı bir hikayesi var. Fakat beni en çok etkileyen şey, sararmış bir gelinlik oldu. Araştırmalarım sonucunda sadece beni değil, aslında çoğu insanı etkilemiş olduğunu öğrendim. Bu gelinlik, Türk bir kadına aitmiş meğerse ve damat, düğünden bir gece önce beklenmedik şekilde ölmüş.






Müzede insanların ilgisini çeken diğer şey ise ilişkiden geriye kalan balta olmuş. Açıklamasında ise şu yazıyor: On dört günlük tatilde, her gün buradaki mobilyalardan birini parçaladım. Kalıntıları orada, içsel durumumun bir ifadesi olarak sakladım. Ne zaman onun odasını ruhum gibi doğranmış mobilyalarla gördüm, o kadar iyi hissettim.


Bu not gibi bağışlanan her bir eşyanın yanında sahibinden yazılmış açıklamalar bulunuyor. Bu açıklamalar genelde eşyanın anısı ile ilgili olsa da bazı eşyalarda komik ve eğlenceli notlar var.



Kırık Kalpler Müzesi’nin nasıl doğduğuna gelecek olursak; Dražen Grubišić ile Olinka Vištica, dört yıllık ilişkilerini arkadaş kalma kararı ile bitirirler. Fakat ortak eşyalarını bölme süreçlerinde, insanlar için büyük anısı olan eşyaların hepsi bir yerde sergilenseydi nasıl olurdu düşüncesiyle 2003 yılında böyle bir şey tasarlamaya başladılar. Ayrıca Grubisic, şöyle düşünmüştür: Biriyle yıllar geçiriyorsanız, mazoşist olmadığınız sürece çoğunun iyi olması gerekir. Öyleyse masalınız gerçekleşmediği için tüm bu anıları neden yok etmek isteyesiniz?


Başlarda bu düşüncelerden çok fazla sonuç alınamasa da 2006 yılında 41. Zagreb Görsel Sanatlar Salonu’nda yapılan sunumla birlikte organizatörler bu fikre ilgi duymuştur. On dört gün içinde çift, tanıdıklarından bu önemli nesneleri alarak birleştirmişlerdir. Daha sonra bu müzeye karşı çok yoğun bir ilgi oluşmuş ve organizatörler dünyanın her yerini gezerek farklı kültürlerden, farklı insanlardan, farklı zamanlardan gelen birçok anıyı bir yerde birleştirmişlerdir. 2011 yılında Avrupa’nın en yaratıcı müzesi ödülünü almıştır.




Her ilişki, bitmek için başlar aslında. Her şey yolunda gitse bile hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini biliriz. İlişkiler mutlu da bitse mutsuz da bitse, hepsi bizi var etmek ile yetkilidir. Biten her ilişki, geride kalan bir objeye anlam yüklememizi sağlar ve onu çöpe atmak kolay değildir, kimse için.


Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.

Edip Cansever

Yorum bırakın